yosunduk bir kayanın altında özgürleşiyoruz

yosunduk bir kayanın altında özgürleşiyoruz
@38_byza
beyazdan nefret ediyordum. siyahın kirli insanları, kötüleri temsil ettiği söylenirdi hep ama bu yalanın daniskasıydı. siyah, tozpembe gözlüklerini çıkartıp dünyaya yalın gözlerle bakarak gerçekleri görebilenlerin simgesiydi ve gerçekler, benim lügatımda acı kelimesinin saltanatıyla açıklanabiliyordu sadece. acı seni insan yapardı. acı seni değiştirirdi. her şeyin bir bedeli vardı. hiç bir şey öylesine verilmiş bir hediye değildi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
düşüncelerimin içinden kanlı bıçaklı bir şekilde geçerek zihnimin sahnesinin ortasında beliren o anıda da yalnızdım. kabul etmesem de ben aslında hep yalnızdım. etrafımda insanlar varken yalnızdım. insanlar çevreme toplanır, ben yokmuşum gibi birbirlerine sokularak gülümserler, hayatlarını bir şekilde devam ettirirlerdi. benim belli bir yaşa kadar hissettiğim o yoğun yalnızlık tek dostum, tek sığınağım olmuştu. bir canavar değildim ama insanlar bana yaklaştığında bir canavar kadar korkunç olabiliyordum. insanlar bir süre sonra benimle ilgili olan ümitlerini tamamen yitirir, beni görmezden gelmeye başlardı. onlara göre insanları etrafıma yaklaştırmayan bendim ama benim bu duvarı örmemdeki en büyük sebep yine bu düşünceyle benden uzaklaşan insanlar olmuştu.
ruhum öyle bir karanlıkla savaşıyordu ki, bu karanlık yaktığım her ışığı ruhumda yangına çevirip ruhumu küle çevirerek söndürüyordu.
O gidince patladı ruhumun dikişleri en hassas yerinden. Ama iğne de ondaydı, iplik de... Ama haklıydı. Ben balıktım. O ise yüzlerce balığa sahip bir okyanus...