Manilof:
"Fakat izninizle sorayım... Siz köylü satın alacaksınız. Arazili mi?
Yoksa arazisiz mi?" dedi.
Çiçikof:
"Benim istediğim canlar değil... Ben... Ölmüşleri istiyorum..." yanıtını verdi.
"Nasıl? Afedersiniz... Kulağım biraz ağır işitir... Garip bir söz işitir gibi oldum..."
Pavel İvanoviç:
"Son nüfus sayımına göre hâlâ sağ zannedilmekte olan canları almak istiyorum..." dedi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Pavel İvanoviç de tümüyle bu düşünceye katılarak, insan doğanın güzellinden yaralanır ve yararlı, hoş kitaplar okursa bu sakin yaşama doyum olmayacağını ekleyerek karşılık verdi"
Manilof:
"En iyisi; bir komşuya, kendisiyle nezaket ve görgü çerçevesinde konuşabilecek bir adama sahip olmak. Onunla bilimi, bilimsel araştırmaları konuşabilmek... Kısaca, ruhu yaşatmak... Ve onu daima harekete geçirmektir..." dedi.
"Çiçikof, Manilof'un köyüne ulaşmış olması gerektiğini hatırladığı zaman on beşinci kilometre geçilmişti. Fakat, köy hâlâ meydanda yoktu. Nihayet Çiçikof, geçmekte olan iki köylüye: "Zamanilovka köyü daha uzakta mı?" diye sordu. Köylüler şapkalarını çıkardılar ve bunlardan sivri sakallısı: "Ben Manilovka'yı bilirim ama Zamanilovka'yı hiç duymadım."
"Gerçekten de bu adamlar önemli kişiler sayılmazlar, öykümüzde bazen bulunmamaktadırlar. Yazar doğruluğu ve açıklığı seven bir adamdır ve her şeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmak istemektedir. Bu özellik Ruslardan çok, Almanlarda bulunur."