Bilirim ki insana dert anlatılmaz. Bilirim ki kimse, yaşamadığı bir derdi anlamaz.
Ama bazen kendimi şöyle yorumlayabiliyorum: Otuz katlı bir binadan düşmüşüm de burnum bile kanamamış ama ruhum tuz buz olmuş gibi.
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.
“Mesela...” dedi, “başka bir kadına âşık olsun, ona kapılsın gitsin.”
“Ne bu?” dedim, “Boğaz motoru mu, bir o kıyıya bir öbür kıyıya, kır dümeni dolaş dur. Geç bunları.”