8/10
·419 syf.··
2026 96. kitabı
Kings of Mafia adlı serinin 8.ci kitabı bu yazarı çok seneler önce Sinners serisi ile tanımıştım şahane değildir orta ve iyi arası değişiyor kitapları . Bu kitap iyilerden çıktı aslında puan daha bile yüksek olabilirdi ama imkansız bir durumu yazmış o biraz bozmuş . Nina mafya ailesinin kızı ve prenses denenlerden değil tam anlamıyla kurban edilmiş durumda . Kız 18 yaşındayken babası kızı Bulgar mafyasından birine sunuyor anne karşı çıkınca adam karısını kızın gözleri önünde döverek öldürüyor . Ve kızı o gece söz verdiği kişiye veriyor hata olmasın anlaşmalı evlilik değil olay tecavüz ve taciz . Ve kız 9 sene boyunca belli aralıklarla bu adam tarafından tecavüze uğruyor . Babası o kadar tiksinç bir adam ki kızını çıkar evliliği için bile kullanmıyor . Kız bu sırada düşükler yapıyor rezil bir hayat yaşıyor bir kızı oluyor 4 yaşında ki onu çok sevdim . Babası ayrıca kızını belli işe yarar erkekleri tuzağa düşürmek için kullanıyor kız çokta güzel . Onun sayesinde adamları yakalayıp işkence ediyorlar kız bu sırada onlara bakıyor işkence sona erene kadar ölmesinler diye . Georgi 35 yaşında Torrisi ailesinin başı ve Cosa Nostra'nın bir Capo'su aslanlar gibi yakışıklı bir arkadaşımız :D Bulgar mafyası ile anlaşma için oraya geldiklerinde Nina bunun kaçırılmasını sağlıyor ve olaylar başlıyor . Kızın babası Bulgar mafyası ile olan işleri öğrenmek istiyor işkence ediliyor ve kız adama bakıyor . Bu işler dört gün sürüyor kız ile adam arasında bir yakınlık oluyor bu sırada kıza adamın önünde hayat boyu tecavüz eden adam tekrar tecavüz ediyor . Kız bayılıyor adam çıkıyor Georgi tanık olduğu şeyden kafayı yiyor resmen . Kız kendine gelince sonunda cinnet geçirip Georgi 'yi serbest bırakıyor bunlar evde büyük olay yaratıyor adamın ailesi kurtarmaya geliyor . Georgi yanına Nina ve
Possessive EnemyMichelle Heard · Independently Published · 20269 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap okuma açlığım çektiğim bir dönemde satın alıp okuduğum bir kitap oldu. Kitap daha önce benim hiç duymadığım Bask Özerk Bölgesinde yaşayan istismar,şiddet,kopmuş aile bağları ve 6 kişilik bir ailedeki yalnızlığı bize anlatıyor. Kitabı evin en küçük çocuğu hemde tek kızı olan Amaia'nın ağzından dinliyoruz. Kitapta en beğendiğim özellik ana karakterimiz kendi ağzıyla anlattığı için 4 yaşından 35 yaşına kadar her bölüm cümle,kelime seçimleri ve anlatım tarzının devamlı değişmesi oldu. Bence bu okuyucuya çok güzel aktarılmış. Çünkü ilk sayfada nasıl 4 yaşındaki bir kızı dinliyor gibi hissediyorsanız son sayfada da 35 yaşında bir kadını dinliyor gibi hissediyorsunuz. Amaia'nın babasından ve geçmişinden devamlı kaçmaya çalışmasına rağmen bir roman yazdığında babasının yaptığı hatalara kendince bahaneler uydurması,aslında nefret ettiği annesinden bir farkı olmadığını gösteriyor. Evin en büyük çocuğu olan Anibal ile bağını diğer herkesten farklı örüyor. Onun yaşına geldiğinde onun gibi giyiniyor,onun odasında kalıyor,onun sevdiği müzikleri dinliyor. Zaten ölümüde kardeşler arasında en çok onu etkiliyor. Çok uzatıyorum biraz kısa keseyim bence çok güzel bir kitaptı zaten kısaydı 2 günde bitirdim akıcıydıda bu yıl sevdiğim kitaplar arasında.
Yokluğu YeğdirEdurne Portela · Sel Yayıncılık · 202570 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:18
Gökçen serisinin 4.kitabını bugün bitirdim . Onlar ermiş muradına Şimdi gelelim yorumlarımıza :) Açıkçası Z kuşağına hitap ettiğini düşünüyorum 35 yaşındaysanız hayallere dalıp “ayyy”diyerek okuyamıyorsunuz Lakin 18-20 yaşımda olsaydım okudukça hayallere dalıp “ayy” diyeceğim ve unutamayacağım bir seri olurdu Üzülerek söylüyorum edebi bir tat alamadım 3. Ve 4. Kitaptaki hayal kırıklığım arttıkça arttı Özellikle kitabın sonlarında herkesten bahsederken tek bir kişinin eksik kalması Bana göre değil bir daha okur muyum okumam :) Ama; Eğlendiğim yerler fazlasıyla oldu Kahkaha bile attım :)
Gökçen 4Loresima · Ephesus Yayınları · 20253,121 okunma
Bu adam okunur. Tanınır. Hatta takıntı yapılır.
10/10
·318 syf.··
2026 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 09:23
Buralarda sert, baskın ve büyüleyici korumalara zaafı olan biri varsa ama hâlâ bu kitabı okumadıysa, çok güzel bir haberim var. Çünkü bu kitaptaki koruma karakter resmen olay. Damion inanılmaz albenili, sert, cezbedici… tam anlamıyla yürüyen bir “alev ateş.” Yazarı ilk kez okuyorum ama kalemine bayıldım. Son zamanlarda okuduğum kitapların çoğu benim için 4/5 civarıydı ve uzun süredir o hissi kıran bir kitap çıkmamıştı. Bu kitap o döngüyü resmen paramparça etti. Damion muhteşem bir korumaydı: 35 yaşında, eski asker, zeki, dürüst, sert, koruyucu, baskın ve aşırı seksi. Hem de 23 yaşındaki ünlü Hollywood yıldızı Shay’in koruması! Konu aslında çok klişe. Güzel ve ünlü bir yıldız, ona âşık olan eski asker koruma falan… ama mesele olay örgüsü değilmiş gerçekten. Yazar o çekimi, o gerilimi, o “birbirlerine dokunsalar ortalık yanacak” hissini inanılmaz vermiş. Kitap boyunca o elektriği sürekli hissediyorsunuz. Adamın onu koruyuşunu okumak bile yetiyor zaten. Öyle büyük aksiyonlar, inanılmaz plot twistler falan yok ama Damion gibi bir koruma varken olaya da gerek kalmıyor açıkçası phfhdh. İş modundayken aşırı sert, kontrollü ve duvar gibi biri. Ama kapılar kapanınca sevgisini gösterme şekli… inanılmaz nazik ve ateşli. O sertlikle o yumuşak tarafın birleşimi aşırı iyiydi. Shay’i de ayrıca çok sevdim. 23 yaşında olmasına rağmen akıllıydı, olgun yazılmıştı. Şımarık ya da sadece “ünlü kız” klişesine çevrilmemişti. İkisini de, aralarındaki o ateşli kimyayı da aşırı sevdim. Gerçekten kitaptan alev çıkıyordu. Kitabı bir günde bitirmemek için resmen kendimle savaştım. “Kurtarıcı kitabım” gibi kenarda tuttum; arada dönüp birkaç bölüm okuyup moral depoladım. Bu sırada da 5-6 puanı zor hak eden kitaplarla vakit geçirdim zaten Şimdi bittiği için boşluğa düştüm. Damion rahatlıkla
Keep Her SafeQ. B. Tyler · Independently published · 04 okunma
acı çekiyorum. (spoiler var sonra ağlanmayın bana)
Puan vermedi
Merhabalar. Kitapları gömmekten zevk aldığımı falan söylemiyorum ancak eleştirilerimde elbette bundan zevk alan bir akıl hastası gibi göründüğümün nitekim farkındayım. Şimdi de bu kitabı kesinlikle yerden yere vurmaya hazırım, keyif alıyorum :) (başlık tam tersini söylüyor.) Nasıl Başlıyor? Kitap karakterimiz Işıl Atabey'in Fransa'daki sergisinde başlıyor. Yaptığı tablolardan bahsediliyor, en sevmediği tablonun Şafak Vurgunu olduğu anlatılıyor ve ardından bir saldırıda tabloların alındığı her şeyin darmaduman olduğunu okuyoruz. Işıl da bu saldırıda yaralanıyor. Ardından yurtdışındaki karakterimiz apar topar Türkiye'ye döndürülüyor. Babası ise Atilla Atabey, dikkatleri hemen burada üzerinize topluyorum babası Genelkurmay Başkanı. Kızının ve ailesinin üzerinde bela olduğunu anlayan baba Atabey, daha sonra mükemmel bir fikirle çıkagelir: kızını Binbaşı (35 yaşında binbaşı?) Ecevit Demirhan ile evlendirmek. 1-Mantık Hataları 'Çok mantık hatası var' diyerek bitirmeyeceğim bu eleştiriyi aksine baya baya uzatmak istiyorum. İlki, 35 yaşında binbaşı olmaması. Bu durum istisnalar dahilinde oluyor, normalde 37 yaşında binbaşı olması gerek. Ayrıca hem 'özel timde' hem de TSK'da çalışan bir binbaşı olması da... (fantezi). Not: Özel timde tropik adada kertenkele ve kaplumbağa yiyorlar. Maldivler tatili. Kızının saldırıda parmağı olan kişilerin uyuşturucuyla alakalı olduğundan bahsediyor baba Atabey. Bir operasyon onayı verileceği sırada bu saldırı gerçekleşmiş, içeride köstebek var falana kayıyorlar ama burada bir durdum ve direkt sizi başa alıyorum, Genelkurmay başkanı olmasına. Bir Genelkurmay başkanı, uyuşturucu operasyonuna onay veremez. Kitabın başlarında gördüğüm bu yerde direkt daha derin anlatılması gerekiyordu. Neden? Dediğim gibi bir Genelkurmay başkanı
Şafak VurgunuŞevval Demirdöğer · Pukka Yayınlar · 2026145 okunma
10/10
·333 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 18:07
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; Ferit Aydın’ın "Tarikatta Rabıta ve Nakşibendilik" eseri, özellikle Anadolu coğrafyasında "maneviyat" adı altında pazarlanan birçok mistik hurafenin ve Tevhid inancına aykırı uygulamanın maskesini düşüren, oldukça cesur ve ilmi derinliği olan bir çalışmadır. Kitabı bir Selef-i Salihin perspektifiyle incelediğimizde, karşımıza çıkan manzara şudur: İslam’ın özündeki "aracısız kulluk" prensibi, "rabıta" denilen yapay bir köprüyle nasıl tahrip edilmiştir? Yazarın kendisinin bu yapının içinden gelmiş olması ve sülalesinin ilmi geleneği, kitabın argümanlarını sıradan bir eleştirinin ötesine taşıyarak bir "içeriden tanıklık" vesikasına dönüştürüyor. İncelemenin can alıcı noktalarını şu başlıklarla özetleyebilirim: 1. Tevhid Ekseninde Bir Şirk Biçimi Olarak Rabıta: Kitapta açıkça ifade edildiği üzere rabıta; müridin, şeyhini karşısında canlandırarak ondan "feyiz" alması, hatta onun suretine bürünmesi (telebbüsü rabıta) esasına dayanır. İslam’ın "İbadetullah" (yalnızca Allah’a kulluk) emrine karşılık, tasavvufun "Marifetullah" maskesi altında insanı tanrılaştıran (antropomorfist) bir anlayışı yerleştirmeye çalıştığı belgelenmektedir. Bir kulun, zihninde bir beşeri tanrısal güçlerle donatarak ondan yardım (istimdat) dilemesi, Kur’an’ın reddettiği "aracılar edinme" mantığının modern bir tezahürüdür. 2. Tarihsel ve Kültürel Kökler: Eserin en güçlü yönlerinden biri, rabıtanın İslam’ın ilk üç neslinde (Selef) hiçbir izinin olmadığını, aksine 19. yüzyılda Hâlid-i Bağdâdî ile kurumsallaştığını ispat etmesidir. Yazar, bu uygulamanın kökenlerini Hinduizm (Yoga), Budizm (Nirvana) ve Şamanizm gibi paganist geleneklerde aramaktadır. Bu durum, Rasulullah (s.a.v.)'in "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o
Din
Tarikatta Rabıta ve NakşibendilikFerit Aydın · Süleymaniye Vakfı Yayınları · 200032 okunma