5/10
·224 syf.··
2022 283. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2022 22:07
Ahmet Batman’ın popüler yazarlardan olmasını zerre umursamazken, Aziz Nesin’e yakın bir okuma oranı olması beni düşündürüyor. Rahmetli Aziz Nesin’in söylediği bir söz aklıma düşüyor. Sitemizde bile Aziz Nesin ortama 60000 okunurken Ahmet Batman da 45000 okunmuş. Tabii ikisini kıyaslamayacağım. Bir yere varacağım aslında, bir soru soracağım: Neden? Ben kitaba dair inceleme yapıp sonra yorum yapacağım. Tabii ‘Aşk’ üzerine epey söz içerdiği için baştan sona saçmalık dizisi, baştan sona çok kötü deyip ezmeyeceğiz. Şimdi bu tarz kitapların neden yazıldığını düşünelim. Bir ara Facebook sözleri çok revaçtaydı ve insanlar adeta kamyon arkası sözleri hayat hikayeleri gibi paylaşıyorlardı. Tabii herkes bir yerde hissettiğini yazarken kimileri de bunları göz önüne alarak kendince girişimlerde bulundular ve bu sözleri kitaplaştırarak çok sattılar. Bunlardan birisi Haziran ayının sonlarında okuduğum M.Ç.A aklında. Yani her dönem böyle yazarlar mutlaka çıkacak çünkü bu insanlar popülizme göre ilerliyorlar. Bu ilerleme de insanlar ve davranışlarına göre şekilleniyor. 30 40 yaşında birinin okuduğu kitaplarda 15-20 yaşında birinin okuma zevki aynı olmuyor. Bu da bu yazarlar için bulunmaz nimet aslında. Kitaplarının okunması bile önemli değil, satılsın yeter. Beni tanıyanlar bilir, ben kitaplara para vermediğim için artık üzülmüyorum. Para harcayacak arkadaşlara da buna değecek kitaplar almalarını tavsiye ediyorum. Sarılmak konusunda saçma sapan sözler geçse de –bir yazar da ‘Çay’ meselesine aşırı takmıştı kimdi- doğru bir noktaya parmak bastığını da ihmal etmeyeceğim. Sarılmak gerçekten de insana iyi geliyor diyebiliriz. Ben sarılmanın hiçbir şartta anlık bile olsa kötü bir duygu oluşturduğunu görmedim. Bu yüzden de yazarın iyi bir noktaya parmak bastığını inkâr etmeyeceğim. Tabi
Sabah UykumAhmet Batman · Destek Yayınları · 201312,1bin okunma
2/10
·256 syf.··
2018 16. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2018 17:23
iyihissetmek.blogspot.com/2020/06/babam-o... Iris 9 yaşından 14 yaşına kadar babasının cinsel tacizine uğrar. Bir gün canına tak eder ve evdeki misafirlere içini döker. Misafirler polise haber verir. İki gün sonra babası intihar eder. Bir süre yakınlarınını yanında kalan Irıs, bir süre sonra bir enstitüye gönderilir. 40 yıl sonra seyrettiği bir Tv programından etkilenerek yaşadıklarını anlatan bir kitap yazar. Tüm hayatını, bunalımlarını, yaşadığı iç savaşları, günlüklerini de ifşa ederek gözler önüne serer. Arka kapak yazısında ayrıntılı olarak belirtilmiş. Ensest üzerine yazmak ya da konuşmak hala bir tabu olarak görülüyor. Son istatistiklere göre ensest daha yaygın bir hale gelmesine rağmen (sadece İsviçre´de 45000 vaka kaydedilmiştir), kurbanları, yaşadıkları acıları ve yüz karası utançları insanlarla paylaşmaya cesaret edemiyor. Günümüzde bile bir baba işlediği insanlık suçundan habersiz kızına yıllarca tecavüz ediyor ve kimsenin ruhu duymuyor. Kitabı okurken boğazınızda bir yumruk oluşuyor, dehşetten eliniz ayağınız buz kesiyor. Bir baba bunu çocuğuna nasıl yapabilir ve bir anne buna nasıl göz yumabilir, aklınız hayaliniz almıyor. Bu tarz kitaplar belki bu istismarlara maruz kalan çocuklara bir ışık olur. Keşke çevirisi ve kurgusuna özen gösterilseymiş.
Babam Öldüğünde AğlamadımIris Galey · Arion Yayınevi · 1994950 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·323 syf.··
2020 394. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2020 13:36
Bu kitap için tam olarak "bilimsel bir çalışmanın nefes kesici öyküsü" denilebilir. Moleküler tıp enstitüsünde cam kemik hastalığı üzerine çalışmalar yapan bir bilim insanısınız. Hastalığın temelinde kolajen genlerindeki ufak değişikliklerin yattığını keşfediyorsunuz. İşler bir şekilde arkeolojik buluntulardan alınan DNA örneğini incelemeye kadar geliyor. Arkeolojik kemik örneklerinde çok fazla DNA olmadığı için, şansınızı arttırmak adına, miktarı daha fazla olan mitokondriyal DNA'yı incelemeye karar veriyorsunuz. Sadece anne tarafından kalıtılan mitokondriyal DNA sizi Avrupa'da yaşayan modern insanın anne tarafından birleştiği (ve en yaşlısı 45000 yıl önce yaşamış olan) 7 şanslı kadına, yani kitabın deyimiyle 7 Havva'ya götürüyor. Çünkü mitokondriyel DNA, çekirdekte bulunan DNA gibi her yavru oluşumunda yenilenmiyor, sadece mutasyona uğruyor ve siz de (kabaca) mutasyona uğramış gen sayısından geçen iki birey arasında geçen zamanı hesaplayabiliyorsunuz. Bundan daha mükemmel bir macera olabilir mi :)
Bilim
Havva'nın Yedi KızıBryan Sykes · Çitlembik Yayınları · 200793 okunma
Puan vermedi·574 syf.··
2019 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2019 06:36
#Spoiler Icerir Yazarımız gerçekten çok başarılı bir kitap ortaya koymuş sayfalarının çok olması hiç mühim değil çünkü bir bir akıp gidiyor.. Anlatıcının kim olduğunu ilk başta anlamadım ama bunu farkedince çok yaratıcı olduğunu anlıyorsunuz çok zekice çok şaşırdım..Yorumuma gelecek olursam; Tüm duyguların yumak yumak iç içe geçtiği sıcacık bir kurgu. 2.Dünya savaşı, Hitler'in hakim olduğu bir Almanya ve acımasız soykırım..Bunların yanında Liesel'imiz var ki yaşadıkları hepimizin dönem dönem yaşadıklarıyla sarılmış tabii ki onun yaşadığı savaş ortamı ve savaşın getirdiği acı dolu anların çok uzağındayiz.. Küçücük kalbin de kocaman bir sevgiyle sarmaladığı tüm karakterler onunla güzelleşip son buluyor demek isterdim ancak böyle sımsıcak son bulmuyor, savaşın bombaların mermilerin sıcaklığını saymazsak Rudy, Max, Hans,Ilsa,Rosa, Michail ve diğerleri..Hepsi bu güzel kitapta öyle güzel hisleri yaşattılar ki hepsiyle tanışmak,o güzel doyumsuz ictenliklerini, dostluklarını, sevgilerini, kızgınlıklarını bile birlikte yaşamak,ortak olmak istiyorsunuz.Rudy ile olan mükemmel dostluk, (rudy çok sevdim gerçekten) max ile aralarındaki içsel bağ(max ve diğer yahudilerin götürüldüğü dechau toplama kampı 45000 kişiye mezar olmuştur.Amerikan kuvvetleri tarafından 1945 yılında kamp dağıtılmıştır günümüz de müze olarak kullanılmaktadır), üvey baba Hans üvey baba değil kesinlikle bir baba bu kadar anlayışlı olabilir, iyiliğin farklı yüzlerini görüyoruz ki her iyiliğin karşılığı iyilik olmuyor maalesef.(Hans askere alındığı günün gecesi eğlenmeye gitmiş ve orada kasvetli pazar-intihar şarkısı olarak da geçiyor bu şarkıyı seslendirmiştir. Şarkı 1932 yılında Macar asıllı besteci Rezso Seress tarafından yazılmış ve şarkı sonrası sevgilisi intihar etmiştir bunun yanında bir çok kişinin de
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma