Puan vermedi·360 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 11:19
Merhabalar @altınkitaplar dan çıkan Stacy Willingham kaleminden Karanlıktaki Kıvılcım adlı #psikolojikgerilim kitabından bahsetmek istiyorum. #kitapkonusu #kitapyorumum Chole henüz on iki yaşındayken çok korkunç bir olay yaşar. Altı genç kız öldürülmüştür üstelik Lena arkadaşıdır ve katilin babası olduğunu haberlerden öğrenir. Babası hapishaneye girer, annesi intihar girişiminde bulunur ve son anda abisi Cooper ile kurtarırlar ama bakıma muhtaç bir felçli olur. Bakım evine yatırırlar. Chole şehir dışında okur ve başarılı bir psikolog olur. Yıllar sonra hayatına aniden Danie girer nişanlanırlar. Tüm yaralarını ona açmıştır. Ama düğüne az bir zaman kala yine genç kızlar kaybolmaya ve ölü bulunmaya başlarlar. Üstelik katil geçmişteki cinayetlerin aynısını taklit ediyor. Chole herkesten şüphelenir ve bir dedektif gibi olayları çözer. Tabii bu onun için inanılmaz derecede zordur, katilin yakınlarında olduğu aşikar ama kim? Ben tahmin ettim ama asla emin olamadım o derece yani.. Betimlemeler benim için çok önemli oluyor böyle romanlarda. Dozunda ve yerli yerindeydi ki film izler gibi gözümde canlandı.48 bölüm kitabın bir sonraki bölümünde ne oldu diye heyecanla okudum.
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026187 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 86. kitabı
ʙɪʀ ᴋᴇʀᴇ ᴅᴀʜᴀ 𝚈𝚊 𝚑𝚊𝚢𝚊𝚝ı𝚗ı𝚣𝚍𝚊𝚔𝚒 𝚑𝚎𝚛 𝚜̧𝚎𝚢𝚒 𝚋𝚒𝚛 𝚔𝚎𝚛𝚎 𝚍𝚊𝚑𝚊 𝚢𝚊𝚜̧𝚊𝚖𝚊 𝚜̧𝚊𝚗𝚜ı𝚗ı𝚣 𝚘𝚕𝚜𝚊𝚢𝚍ı? Kitabı ilk gördüğümde tamamen bir aşk romanı beni bekliyor sandım ama elime alıp okumaya başlayınca beni bambaşka bir dünyanın beklediğini anladım. Ruhumu sarsan, içsel yolculuğa çıkaran bir kapı vardı ve ben severek o kapıdan içeri girdim. İlk sayfadan okurunu kitaba bağlayarak , son sayfasına kadar hiç sıkmadan, koparmadan finale getiren bir yazar. 42 milyondan fazla satan ve eserleri 48 dile çevrilen diyince acaba abartılıyor mu dedim ama öyle değilmiş. Yazarın öylesine akıcı ve sade bir kalemi var ki okurken sayfalar su gibi akıyor. Eş zamanlı anlatımı ile olay örgüsünü, kurgusunu bir bütün halinde işlemiş. Felsefi ve ağır konuları, sanki karşılıklı sohbet ediyormuş gibi bir sadelikle anlatması beni kendine bağladı. İnsan psikolojisi, pişmanlıklar, keşkeler ve kalbimizin derinliklerindeki o bencilce arzular. Ve aşk... ​Kitap aslında hepimizin içindeki o gizli pişmanlık canavarını besliyor ve sonra onunla yüzleştiriyor. ​Karakterinin içsel döngülerini ve psikolojik çözümlemelerini, kırılma noktalarını , duygu ve düşüncelerini verirken kitabın atmosferini sağlam kurarak adeta yaşatıyor. Okurken abartısız sürekli ikinci bir şansım olsaydı ne olurdu diyerek okudum. Ana karakterimiz Alfie, annesinin vefatında kendinde olan gizli bir gücü keşfeder. Hayatındaki istediği her şeyi bir kere daha yaşama hakkı vardır. Ama bu ikinci kere yaşadığı hayatın sonucu ne olursa olsun kabul etmek zorundadır. Üçüncü bir şansı yoktur. Alfie'nin hayatına ve çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıklarına yer yer gülümseyerek bazen de oldukça derinden hüzünlenerek tanık olacaksınız.. ​Sevdiğin insanla kusursuz bir an yaşamak için geçmişi değiştirdiğinde, onun sana olan aşkının tamamen
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202644 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:33
öncelikle yurtdışında bu kadar popüler olup çok okunmasına rağmen türkiye’de nerdeyse hiç duyulmamasına şaşırdığım bir kitap oldu. benim de Sıdıka Tunç Candoğan’ın önerisiyle haberim oldu, iyi ki de olmuş. kitabın yazarı çok başarılı bir profesör, pankreas kanseri ve son birkaç ayının kaldığını öğreniyor. üniversitesinde ‘the last lecture’ isimli bir konuşma yapıyor -konuşmayı youtube’da bulabilirsiniz- sonrasında zaten birkaç ay içinde kansere yenik düşüyor. kitap ise 48 yıllık yaşamından öğrendiği şeyleri, tavsiyelerini içeriyor ama klasik bir şekilde değil, Randy Pausch öleceğinin farkında olan, ortalama süresini bilen ve tüm bunlara rağmen o sağlıklı kafa yapısını, mentali koruyan bir adam. bu beni özellikle çok şaşırttı, inanılmaz geldi. bir insan nasıl bu kadar dayanıklı, zeki ve aynı zamanda duygusal, duygusal zekası yüksek olabilir diye düşündüm durdum kitap boyunca. kitap hayatından kısa kesitleri ve onlardan çıkardığı dersleri, kendi önerilerini içeriyor. dili basit ve su gibi akıp giden bir kitap. ilgisini çeken herkese öneririm <3
Son KonuşmaRandy Pausch · Serbest Kitaplar · 2023397 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:27
Jale Sancak - Uyanan Güzel Kitapta, geçmişin ağırlığı ile geleceğin umudu arasında sıkışmış bir kadının, Vahide’nin içsel dönüşümünü yaşadım.. 48 yaşında, 25 yıllık bir terzi olan Vahide, hayatını büyük ölçüde yatalak babasına bakmaya adamış durumda. Bu durum, onu kendi arzularından ve geçmişinden “maksimum uzaklıkta” kalmaya zorlayan, kısıtlayıcı bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar önce hayatından çıkan Sedat’ın bir gazete köşesinde belirmesi ve Adrian gibi yeni karakterlerin girişi, Vahide’yi yaralı ruhuyla yüzleşmeye itiyor. Kitap kapağında yer alan görselde de, Yüzlerin iki farklı renkte (sıcak ve soğuk) ve bölünmüş olması, Vahide’nin içsel bölünmesini, geçmişin acılarıyla bugünün “uyanan” tarafı arasındaki gerilimi yansıtıyor. Hayatlarımızda geçmiş ve bugünün nasıl iç içe geçtiği anlatan güzel bir kitapti.
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026179 okunma
Her Ülkeden Bir Kitap - 48 Umman
9/10
·224 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:28
Her Ülkeden Bir Kitap okuma yolculuğumda bu sefer durağım Umman oldu. Yazarımız Jokha Alharthi; Dolunay Kadınları ile 2019 Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanmış. Umman edebiyatından dilimize kazandırılmış başka bir yazar bulamadım. Hikaye üç kız kardeşin etrafında dönen yüz yılı aşkın bir anlatımı kapsıyor. Kitapta sürekli zaman atlamaları ve farklı karakter ile anlatmalar mevcut. Üç kız kardeşin yanında, eşleri, eşlerin akrabaları, çocukları hatta köleler de anlatıcı konumunda oluyor. Bu anlatım türüne ne kadar alışık olmasam da keyifle okuduğumu belirtmem gerek. Kitapta dini baskı yüzünden zulüm gören kadınları görmeyi beklerken; yazarımız, daha modern bir ülke görüntüsü çizmiş. Tam modern de diyemeyiz. Daha çok “gelenek ile modernlik arasında denge kurmaya çalışan bir toplum” görüntüsü verilmeye çalışılmış. Kitaba edebi açıdan bakarsak “Mozaik Roman” diyebiliriz. Ne kadar üç kız kardeşin başrolde olduğu bir kitap gibi gözükse de farklı karakterlerin de katılımıyla Umman’ın yüz yıllık bir portresi çizilmiş. Kitabı tavsiye ediyorum fakat şu an baskısı yok. Umarım en kısa zamanda tekrar basılır.
Dolunay KadınlarıJokha Alharthi · Timaş Yayınları · 2021461 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 112. kitabı
Stefan Zweig'ın sürükleyici bir psikolojik kitabını daha okumuş bulunuyorum. Özellikle yalnız kalmanın insana yaşattığı travmaları çok güzel anlatmış. 48 sayfalık ince bir kitapta bu kadar çok yoğun duyguyu ne kadar da güzel okuyucuya aktarmış. "Onurunun kırılması yumruklardan daha çok canını yakmıştı." "Ölümüne kovalanmış bir hayvan gibi öylece yatıyor, alçak sesle kesik kesik soluyordu; korkusu, duyguları, acı ya da utanç hissiyatı kalmamıştı. İçini tarifsiz bir dermansızlık kaplamıştı; ne intikam ateşi ne de öfke vardı artık, tek hissettiği dermansızlık, tarifsiz dermansızlıktı; gözyaşlarıyla birlikte bütün kanı da akıp gitmişti ve orada kendi ağırlığından yere çökmüş cansız bedeni yatıyordu sanki. Ayağa kalkmayı denemedi bile; bunları yaşadıktan sonra kendini nereye atacağını bilmiyordu." "Daha önce hiç denememiş olmasına karşın şahane rol yapıyordu. Çünkü başkalarının önünde duygularını göstermeyi engelleyen her şeyi; korkuyu, kaygıyı, utancı, çekingenliği üzerinden atmıştı, nesnelerle gerçekten yalnızca oynuyordu şimdi." "Sırf insanların yokluğunu çektiği için kendini ölümün kollarına bırakmıştı aslında, ufacık bir komediyle kandırılabilen bu kıt akıllı sersem insanların. Ölüm denen şey kolay geldi ona, hatta ölürken gülümseyebiliyordu insan, gerçekten, denedi, hem de pek güzel gülümseyebiliyordu ve ölüm geldiğinde güzel ve huzurlu, doğaüstü mutlulukla ışıldayan bir yüze sahip olmak hiç de güç değildi. Gerçekten, öldükten sonra bile mutluluk komedisi oynanabilirdi, bunu daha önce bilmiyordu. Her şey, insanlar, dünya, ölüm ve yaşam ona bir anda müthiş eğlenceli geldi, öyle ki hoppa dudaklarındaki yapay gülümsemesi bir anda bilinçsizce gerçek oluverdi. Karşısında bir ayna varmış gibi doğruldu, ölümü bekledi ve gülümsedi, gülümsedi, gülümsedi."
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma