Puan vermedi
Bu kitap ve bu tür kitaplarda Yer almakta olan zihniyeti Dünyaya egemen kılmak için Uğraş vermekte olan kimselerin amacı, Bireyleri daha fazla bencil / bireysel Ve kibirli yapmaktır. Bu 3'ü birbirinin aynı gibi görünse de Esasında her adımda birbirini tetikleyen Ve bir bakıma her aşamada Medeniyeti çökertmek adına Dünyaya servis edilen Ve geniş kitlelerce de kabul görmüş olup İşlerin biraz daha kontrolden çıkmasına Olanak sağlamakta olan Birbirinden ayrı 3 farklı basamaktır. Ve bu 3'ü bir araya gelince Medeniyet çökmeye başlıyor. Bencil bir kimse, sadece kendini düşünür. Bireysel olan, sadece ve sadece Kendi çıkarlarını gözetir ve kibirli olan ise Ben, Ben ve Sadece ben dediğinden, İstediğini yapmayı kendine hak görmektedir. Bunlar da medeniyeti çökertmek için Zaten yeterlidir... Yasa 2 : Dostlarınıza güvenmeyin,
1000Kitap
İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 YasasıRobert Greene · Altın Kitaplar · 20233,635 okunma
7/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:41
Vatan Yahut Silistre Namık Kemal; Namık Kemal, Türk edebiyatında hem şair hem de yazar olarak kabul edilir edebiyatın her dalıyla ilgilenmiştir. Şiirler, tiyatro oyunları, romanlar ve makaleler yazmıştır. Vatan ve millet sevgisi konulu yazıları sebebiyle kendisine Vatan Şairi denmiştir. Namık Kemal; annesini küçük yaşta kaybetmiştir. Bu yüzden vali olan dedesinin yanında büyümüş. Dedesiyle birlikte Anadolu ve Rumeli'de pek çok şehir gezmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızca gibi dil eğitimleri vardır. Daha sonraları İstanbul'a gelerek Tercüme Odası'nda çalışmaya başlamıştır. Burada dönemin aydınlarıyla tanışmış. Yazılarında ilk kez hürriyet, millet, vatan ve adalet gibi kelimeleri kullanmıştı. Namık Kemal, devleti kurtarmak isteyen "Genç Osmanlılar" grubunun liderlerindendi. Padişahın yanında bir de halkın seçtiği meclis olmasını yani Meşrutiyeti istiyordu. Nitekim daha sonra ilk Osmanlı anayasasını yani Kanun-i Esasi hazırlayan kurulda da görev aldı. Kemal, İmparatorluk içindeki tüm milletlerin (Türk, Arap, Ermeni, Rum) "Osmanlılık" duygusuyla bir arada barış içinde yaşamasını savunuyordu. Ancak bir süre sonra Hükümet karşıtı yazıları yüzünden ceza almamak için Londra ve Paris'e kaçtı. Orada gazete çıkarmaya devam etti.İstanbul'a dönünce Vatan Yahut Silistre oyununu yazdı. Oyun halkı çok coşturunca Padişah Sultan Abdülaziz tarafından Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürgün edildi. Orada 38 ay zindanda kaldı. Sürgünden döndükten sonra da rahat durmadı. Sultan II. Abdülhamid döneminde de Midilli, Rodos ve Sakız adalarına sürgüne gönderildi. 1888 yılında, henüz 48 yaşındayken Sakız Adası'nda hastalanarak vefat etti. Namık Kemal ilklerin yazarı; İlk Edebi Roman: İntibah İlk Tarihi Roman: Cezmi Sahnelenen İlk Tiyatro Oyunu: Vatan Yahut Silistre En Ünlü Şiiri: Hürriyet
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Kurgan Edebiyat · 201327,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil.”
10/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
Gianrico Carofiglio’nun "Sabahın Üçü"romanı, baba-oğul ilişkisini sessiz,sade ama derinden işleyen çok özel bir metin. Roman,epilepsi tedavisi gören genç Antonio’nun,iyileştiğini anlamak için 48 saat boyunca uyanık kalması gereken iki gün iki geceyi anlatır.Fakat bu uykusuzluk süreci sadece tıbbi bir bekleyiş değil; yıllardır birbirine mesafeli duran bir baba ile oğlun birbirini yeniden tanıma yolculuğuna dönüşür. Marsilya sokaklarında geçen sohbetler;müzikten aşka,felsefeden matematiğe kadar uzanırken aslında en temel meseleye dokunur:İnsan bazen en yakınına bile ne kadar uzak kaldığını çok geç fark eder. Kitabın en güzel tarafı,büyük cümlelerle değil,küçük anlarla insanın içine işlemesidir.Baba ve oğul arasında dramatik patlamalar yoktur;daha çok suskunlukların arasından gelen bir yakınlaşma,geç kalmış bir anlama çabası vardır. “Kimi zaman vazgeçilmez olduğunu zannedersin… ama sonra vazgeçilmez olmadığını fark edersin” düşüncesi, romanın en çarpıcı yerlerinden biridir. Çünkü insanın olgunlaşması biraz da kendi önemini abartmadan, hayatın bizsiz de akabileceğini kabul edebilmesidir. "Sabahın Üçü", bir hastalık hikâyesinden çok;zamanı, babalığı,gençliği, kırılganlığı ve insanın kendi hayatındaki yerini sorgulatan dingin ve dokunaklı bir roman. “Vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil.” Bazen insan bunu fark ettiğinde küçülmez;aksine özgürleşir.Hayatın bütün yükünü kendi omuzlarında sanmaktan vazgeçmek,insana hem huzur hem de tevazu kazandırır. Çok sade ama çok derin bir cümle değil midir?
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,071 okunma
8/10
·152 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:30
Roman, sağlık sorunu nedeniyle birkaç günlüğüne Marsilya'ya gitmek zorunda kalan bir çocuk ile yıllardır mesafeli olduğu babasının birlikte geçirdiği üç güne odaklanıyor. Tedavi süreci için 48 saat uyumaması gereken başkahramanın ve babasının 2 gece boyunca yaşadıkları olaylarla hikayemiz ilerliyor. Başlangıçta kırılgan bir ilişkileri olan baba ve oğulun adım adım dönüşmesi ve birbirlerini tanımaları oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış. Bu açıdan fazlasıyla beğendiğimi belirtmeliyim. Ayrıca bu dönüşümü öyle büyük, yıkıcı ve ya mutlu olaylarla değil tam tersine çok sıradan, kahramanları bir şehrin sokaklarında gezdirerek ve birkaç yeni kişiyle tanıştırarak yapıyor. Bu açıdan hareketli bir olay örgüsü bekleyenler için fazla sakin gelebilir. Özetle, aile bağları, büyüme, affetme ve iletişim üzerine düşündüren; kısa sürede okunan ama uzun süre zihinde kalacak bir roman. İnsanın hayatını değiştiren şeyler hep büyük olaylar olmaz, bazen sabahın üçünde edilen birkaç dürüst cümle her şeyi değiştirebilir.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,071 okunma
Best Seller kitapları alırken iki kez düşünün
5/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İçimdeki Müzik, doğuştan ağır bir fiziksel engelle dünyaya gelen Melodi isimli bir kız çocuğunun duygu dünyasını, düşüncelerini ve hayata tutunma mücadelesini konu alan etkileyici bir romandır. Doğuştan serebral palsi nedeniyle konuşamayan ve hareket kabiliyeti oldukça sınırlı olan Melodi, çevresindeki insanların kendisi hakkındaki önyargılarıyla mücadele ederken, özel eğitim desteği sayesinde yazı yoluyla iletişim kurmayı öğrenir. Bu gelişme, onun hem eğitim hayatına katılmasını hem de iç dünyasını çevresindekilere ifade edebilmesini mümkün kılar. Farklılıklarına rağmen son derece zeki ve başarılı bir öğrenci olan Melodi, katıldığı bilgi yarışmasında okulu adına önemli bir rol üstlenir. Kitap boyunca Melodi’nin hayata bakışı, ailesinin ona yaklaşımı, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu ilişkiler üzerinden engelli bireylerin gündelik hayatta karşılaştıkları zorluklar ele alınır. Duygusal yönü güçlü olan eser, özellikle ortaokul düzeyindeki okurlar için empati duygusunu geliştirebilecek nitelikte bir anlatı sunmaktadır. Gelelim kitabın oluşturduğu etkiye ve yayımlanış sürecindeki başarısına. Eserin dünya çapında çok satan (48 New York Times Best Seller Ödülü Almış) kitaplar arasında yer alması, okuyucuda doğal olarak “Bu kitabı bu kadar özel kılan nedir?” sorusunu uyandırıyor. Zira kitap birçok best seller kitaplar gibi acıklı bir hikâye ile başlayıp okuyucu duygusal olarak yakalıyor, hatta kitap Atomik Alışkanlıklar ve sol ayağım kitabının ilk bölümüyle duygusal olarak nerdeyse aynı… Son yıllarda yayıncılık sektöründe duygusal etkisi yüksek, kolay okunan ve geniş kitlelere hitap eden eserlerin daha fazla öne çıkarıldığı görülmektedir. Bu sebeple çok satanlar listelerinde yer alan kitapları tercih ederken yalnızca popülerlik ölçütünü esas almak yerine, eserin
1000Kitap
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
İstanbul Bayburt’a benzesin mi benzemesin mi ile hatırlayacağım
Puan vermedi·208 syf.·
2026 48. kitabı
2026’nın 48. Kitabı: Ahmet Günbay Yıldız - Beni de Kalbinde Götür Yazarın o kendine has, şiirsel kaleminden dökülen masum aşk satırlarında kaybolmak, insana iç ısıtan, umut yeşerten sıcacık bir tebessüm bırakıyor. Zihnimin odalarında hafif bir meltem gibi esen bu zarif hikayeyi tek bir günde, adeta ruhumu dinlendirerek bitirdim. Edebi yolculuğuna ufak bir eleştiri getirmem gerekirse; hikaye, yazarın Asi Delikanlı eseriyle oldukça tanıdık sulara yelken açıyor. Başkarakterlerin doktor unvanı taşıması, kalemiyle bir yazar olarak var olması ve yüreğindeki gurbet ile sıla hasreti iki romanın ortak yansımaları. Ancak itiraf etmeliyim ki, olay örgüsünün zarafeti ve akıcılığıyla Beni de Kalbinde Götür , benim dünyamda çok daha özel bir yer edindi. Günümüz popüler kültürünün ve dijital platform kurgularının dayattığı; şefkatten uzak, yalnızca ihtiras, tahakküm ve bencilce bir "elde etme" hırsı üzerine kurulan aşk anlayışından sonra, bu satırlar ruhuma adeta şifa gibi geldi. Aşkın; sabırla, naiflikle ve irade terbiyesiyle örülmüş o temiz yüzünü gençlerin de tanımasını yürekten diliyorum. Özellikle yeni neslin, sevginin bu zarif ve onarıcı halini keşfetmeleri gerektiğine inanıyor, bu yüzden tüm okurlara ve gençlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. #AhmetGünbayYıldız #BeniDeKalbindeGötür #KitapYorumu #OkudumBitti #KitapTavsiyesi #Edebiyat #KitapKurdu
1000Kitap
Beni de Kalbinde GötürAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2023105 okunma