Eğer zamanınız varsa bu kadar çeşit içkinin hazır-lanması için ne kadar yiyeceğin, içeceğin ve emeğin boş yere ziyan edildiğini rakamlarla tespit edebilirsiniz. Basit bir tahminle bu uğurda milyarlarca kilo buğday, çavdar, patates, arpa, üzüm, erik vb. harcandığı anlaşılır. Eğer insanların alkol bataklığına saçıp savurdukla-rı milyarlarca kilo ekmek, erik, incir ve üzümün hepsi bir araya toplansaydı hiçbir zaman dünyada açlık ya da yiyecek pahalılığı olmazdı. Bırakın insanları, hayvanları bile doyuncaya kadar besleyecek her çeşit yiyecek bulunabilirdi.
İspirtonun içine bir kıvılcım düştü mü, bilirsiniz hemen tutuşur. İşte alkol bağımlısı bir beynin, bir kalbin içinde de kötülüğün ateşini tutuşturmak bu kadar kolay olmaktadır.
Şehirliler, kalabalık ve gürültülü yerlerde otura otura bu hayattan usanırlar.
İşlerini biraz değiştirmek, biraz da kafalarını dinlendirmek için kırlarda yaşamaya, köylerde avcılık yapmaya gelirler.
Köylüler, yüzlerce yıldan beri aşağılanma ve aldatılmaktan başka bir şey görmediklerinden, insanlara karşı güvenleri kaybolmuştu. Köylüler, aralarına yeni katılan insanlara karşı şüpheci bir gözle bakarlardı. Köy halkı dıştan bakıldığında sakin ve saygılı görünmekle beraber, ruhlarının derinliklerinde yabancılara karşı öfke ve kıskançlık taşırlardı.