İnsanların yolları yoktur! Nerede bir yol varsa, o da mutlaka bozuktur. Gidecek okulları da yoktur! Nerede bir okul varsa, o da kırık döküktür ve mutlaka birkaç yıldan fazla eğitim verememektedir.
Düşmanın elindeki en kıymetli toprakları fethedip alan kimseye ne derler?
'Fatih' derler, 'kahraman' derler değil mi?
Ben bundan daha fazla bir şey yapmak istiyorum. Benim doğduğum şehirde on milyona yakın insan yaşıyor.
İşte ben bütün bu halkı cehaletin ve bilgisizliğin koyu karanlığından kurtarmak istiyorum.
Eğitim yılları az ve eğitimi kalitesiz olan küçük okullar, bir kibrit çöpünün alevine benzer. Işığı birkaç saniye sürer. Yanınca, etrafında ancak birkaç metrelik bir alanı aydınlatır. Milletin kafasındaki karanlığı yırtmak için deniz feneri kadar ışık saçan büyük lambalar ve projektörler gereklidir. İşte ben, bu kararımla, doğduğum ve büyüdüğüm köyde büyük bir eğitim ve öğretim meşalesini tutuşturmak istiyorum."
Ancak siz de çok iyi bilirsiniz ki bu halkın cehaleti de kocaman bir okyanus gibidir.
Milyonlarca köylünün derin ve kara cahilliği karşısında, biz oralara sadece çok az bilgi sahibi olan yeni yetme öğretmenleri göndermekle yetiniyoruz.