8/10
·224 syf.··
2026 15. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 02:30
Kişisel Notlarım / İnceleme; Binlerce Mavi Kitap, ilk bakışta sade bir hikâye gibi görünse de satır aralarında yalnızlık, büyümek, aidiyet ve insan ilişkileri üzerine düşündüren bir roman. Yazar, olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanarak okuru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın en güçlü yanı, bazı duyguları yüksek sesle söylemek yerine hissettirmeyi tercih etmesi. Bu nedenle hikâye ilerledikçe karakterlerle aranızda sessiz bir bağ oluşuyor. Özellikle insanları anlamaya, geçmişle yüzleşmeye ve kendine bir yer bulmaya dair bölümler oldukça etkileyici. Anlatım dili akıcı ve sade olsa da zaman zaman durup üzerinde düşünmek isteyeceğiniz cümlelerle karşılaşıyorsunuz. Kitabın temposu çok yüksek değil; daha çok karakterlerin duygularını ve değişimlerini takip etmeye dayanıyor. Bu nedenle aksiyon odaklı eserlerden hoşlanan okurlara yavaş gelebilir. Ancak duygusal ve düşündürücü hikâyeleri sevenler için tatmin edici bir okuma sunuyor. Genel olarak Binlerce Mavi Kitap, insan olmanın karmaşıklığını ve birbirimizi anlamaya çalışmanın güzelliğini anlatan, sakin ama etkili bir roman. Tür: Roman, Genç Yetişkin, Dram Puanım: 8,5/10
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025672 okunma
Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,318 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hoşça kal Olric..
Puan vermedi·724 syf.··
2026 17. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:26
Şimdi mutlu musun Olric, yolculuğumuz sona erdi.” Yordu, her yolculuk gibi, başlarken bile korktum hatta şöyle söyleyeyim 5 yıl önce ilk kez başladığımda da korkumdan devam edemedim; tutunamadım. Birçok kişinşn sancısı aslında, Tutunamayanlar’a tutunamamak. Ama her şeyin zamanı var değil mi, benim de işte tam da bu an tamamlamam gerekirmiş. Tutunabilmek mutlulukmuş, bunu kitabı bitirdiğimde buruk bir sevinçle idrak ettim. Hem lütfen uydurmayın, bilinç akışları yordu diye yarıda bırakmadınız ya da hikaye yavaş diye. Herkesin kendisinden, sevdiklerinden parçaları var bu kitapta. Ondan yorucu geliyor, bir çırpıda okuyamadım mesela yine, hem geç tutundum hem çok yavaş sonunu getirebildim. Aslına bakarsanız başlarken ne kadar korksam da, yolu yarılayınca dönmek gelmedi içimden, sonra da yolculuğun kendisi; bir yere varmasa da tatlı geldi. Acı bir tatlılık, bir yerden sonra onu okurken acı çekmek bile zevk veriyor insana, bazı yollar böyledir; çünkü asıl mesele, bilinç akışlarının yoğunluğu, noktalama eksikliği, anlık kişilik değişimleri değil, hayatın kendisinin bütün bunları içerdiğini kabullenmenin zor olması. Hayatınızın en önemli yerinde kendinizi ruhsal portrede, farklı bir yere taşınmaktan korumak için hiç “hayır şimdi değil” diye telkin ettiğiniz zamanlar olmadı mı sanki? Ya da hiç fiziksel olarak, somut bir varlık göstererek bulunduğunuz çerçevede, dibinizdeki insanların konuşmalarından tek bir kelime bile hatırlamadığınız zamanlar, olmadı mı sahi? Boşverin esas meseleye gelelim. Toplumda üzerimize devrilen rolleri taşımak zorunda kaldığımız ama taşımak istemediğimiz için yargılandığımız bir dünyada, hepimiz bir olaya, olguya, kişiye, nesneye ‘tutunamayanlar’ız. Boşuna yargılamayın yazarı, anlamak istediğinizde anlayacağınız bir gerçekten daha bahsedeyim,
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Cehennem Çiçeği -Alper Canıgüz
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:57
Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar,yeminler,ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler,hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir,bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin, yıkıntıların nöbetini tutması gerekir;işte o yüzden,biri hariç,bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan,gölgenin kendisine dönüşür. Bir kamu davasının ikinci kitabı Cehennem Çiçeği kitabı,5 yaşındaki Alper Kamu'nun amcası ölmesiyle kitabımız başlıyor. Bir yandan ise mahalleye yeni taşınan ailenin on iki yaşındaki oğlu Ümit,engelli kardeşi Mehmet'i boğarak öldürdüğünü itiraf ediyor. Fakat Alper buna inanmıyor ve olayın peşine düşüyor. Alper Kamu'nun hareketleri ve verdiği cevaplar yer yer beni güldürdü.İlk kitaba göre yavaş başladı benim için ama konu ilerledikçe akıcı bir şekilde okudum.Kitabın içerisinde sadece bir cinayeti okumuyoruz. Yasak aşklar ,kardeş katili,namus cinayeti ve dahasini görüyoruz. Bunlarla ilgili çarpıcı ve güzel detaylar var. Mehmet'i öldüren kişiyi öğrenince hem üzüldüm hem sinirlendim. Yine sorumsuz bir aileyi okuyoruz.Özellikle kitabın sonunda beklemediğim bir detay okudum. Sevgisiz evlilikler ,yitip giden hayatlar... Yazarın üçüncü kitabı olan Kıyamet Parkı'nı kitap kulübümüzde temmuz ayında okuyacağız. Kitaba puanım:8/10
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20137,8bin okunma
5/10
·128 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:02
5/10 Bugün, bittiğinde beni kelimenin tam anlamıyla kocaman bir kafa karışıklığıyla baş başa bırakan bir kitapla geldim: Richard Brautigan’dan "Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek." Kitaba puanım 10 üzerinden 5 ama işin aslı, bu kitabı tam olarak sevdim mi yoksa sevmedim mi ben de bilmiyorum! Önce sevdiğim noktalar ne onlara bakalım. Kitabın içinde beni yakalayan çok tuhaf bir atmosfer vardı. 12 yaşındaki bir çocuğun cebindeki son parayla hamburger yerine bir kutu kurşun alması ve o kurşunun hayatını sonsuza kadar değiştirmesi, yani o büyük pişmanlık duygusu bana çok net geçti. Hatta okurken kendi hayatımı, bugüne kadar yaptığım tercihleri düşündüm; "Ben neyin yerine neyi tercih ettim, o gün başka bir şey seçseydim hayatım nasıl olurdu?" hissini bana kesinlikle yaşattı. Yazarın o çocukluk anılarını anlatırken kullandığı dil gerçekten çok samimiydi. Peki o zaman neden 5 puan? İşte beni o arafta bırakan kısım burası. Hikayeyi merak etsem de bazı noktalarda çok ciddi bir eksiklik, bir şeylerin tam tamamlanamamış olması hissi beni rahatsız etti. Kitaptaki o aşırı melankolik hava ve sürekli aynı pişmanlığın etrafında dönüp duran kurgu bir süre sonra beni yordu. Hikaye düz bir çizgide ilerlemediği için o ilk baştaki büyü biraz bozuldu ve metinle arama mesafe girdi. Ne tam olarak içine girebildim ne de tamamen kopabildim. Kısacası; bana kendi hayatımı sorgulatacak kadar güçlü bir pişmanlık hissi veren ama kurgusundaki o yarım kalmışlık ve eksiklik hissiyle de beni tam anlamıyla tatmin edemeyen, çok tuhaf bir okuma deneyimi oldu. Her zaman söylediğim gibi kitapla ve sevgiyle kalın :)
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026146 okunma
5/10
·192 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
5/10 Bugün, okurken beni çok tuhaf bir ikilemin ortasında bırakan bir kitapla geldim: Nilüfer Kuyaş’tan Sarah ve Şemsi. 1888 yılının İstanbul ve Paris hatlarında geçen; Doğu ile Batı'nın, medrese ile modern tıbbın ortasında sıkışmış Şemsi ile dönemin efsanevi divası Sarah Bernhardt’ın hikayesi bu. Gelelim kitap hakkındaki hissettiklerim ve düşündüklerime. Kitapta sevdiğim çok güzel detaylar vardı. Yazarın o dönemi tasvir edişi, mekan betimlemeleri o kadar başarılıydı ki okurken kendimi gerçekten o yılların atmosferinde, tam olarak oradaymışım gibi hissettim. Şemsi’nin iki dünya arasındaki o sıkışmışlığı ve en çok da Sarah ile aralarındaki o tutkulu aşkın zamanla çok olgun, naif bir arkadaşlık ilişkisine dönüşmesini okumak hoşuma gitmedi diyemem. Üstelik kitabın sonu da gerçekten çok tatlı ve buruk bir güzellikte bitti. Peki o zaman neden 5 puan? İşte romanın en ilginç yanı burasıydı. Zihnimde hikayeyi merak ettiğim, karakterleri sevdiğim halde, gün içinde 4-5 bölüm okuduktan sonra kitabı bir daha elime almak istemediğim zamanlar oldu. Kitapta beni durduran, okuma isteğimi frenleyen eksik bir şeyler vardı ama adını koymak zordu. Sanırım o muazzam dönem betimlemeleri ve aşkın o sakin, arkadaşça yapısı, romanın ihtiyacı olan o sürükleyici ritmi ve dramatik heyecanı biraz gölgelemiş. Yazar hikayeyi o kadar saygılı ve sakin bir mesafeden anlatmış ki sayfaları bir solukta devirme dürtüsü ne yazık ki eksik kalmış. Kısacası; atmosferiyle büyüleyen, sonuyla gülümseten ama kurgusal ritmiyle beni tam anlamıyla içine çekmeyi başaramayan, "aklımın kaldığı ama elimin gitmediği" ortada bir okuma deneyimi oldu. Her zaman söylediğim gibi kitapla ve sevgiyle kalın :)
Sarah ve ŞemsiNilüfer Kuyaş · Sia Kitap · 2024497 okunma