Baba ben artık bu evde yaşamak istemiyorum. Yıllardır ruhumuzu öldürdün bu evde; hayatında bir roman okumadın bir sinemaya gidip heyecanlanmadın. Beni ve annemi bu çirkin eşyaların içine hapsettin, yemekten ve uyumaktan başka hiçbir şey düşünmedin; ben de bütün duygular senin bu inatçı duygusuzluğuna karşı gelişti, kuru mantığınla içimizi kuruttun.
Sana benzeyen taraflarımdan, ellerimden, ayaklarımdan utanıyorum ve ihtiyarlayınca sana benzemekten korkuyorum.
Kötülük edemeyecek kadar kısır kafanda yalnız bizim için yaptıklarının defterine tuttun, bana aldığın ilk elbiseden verdiğin son harçlığa kadar, hastalığımda uykusuz kaldığın gecelerin hesabına kadar kaydettin.
Bu ağır havalı evin içini güzel bir müzik sesiyle bir kitapla doldurmama izin vermedin.