'İNCİ' Bana bunu yapma demiştim...
66. BÖLÜM ✨️Serkan✨️ Sert ellerimin arasında tuttuğum yüzü, dünyanın en nadide ipeğinden bile daha yumuşaktı. Teninin sıcaklığı avuçlarımdan kalbime sızarken, o yeşil gözler... Parmaklarındaki pırlanta tektaş gibi ışıldayan o yeşil derinliklerde, daha önce görmediğim bir şeffaflık vardı. Orada sadece sevgi yoktu; sarsılmaz bir sadakat ve ruhunu önüme seren bir aşk vardı. Artık her zamanki dik duruşu, güçlü görünme çabası yoktu. Geçmişin o ağır kamburu, geleceğin belirsiz korkuları ve ruhunun en ince kırılganlıklarıyla duruyordu karşımda. Gizlemeden, saklamadan en mahrem yaralarını bile iyileştirmem için tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. İleriye götürmemi istemiyordu, ona yardım etmeliydim ve kendimi dizginlemeliydim, ona karşı duyduğum bu tutku, onu sarıp sarmalama hissi ve her bir zerresini hissetme arzusuyla yansam da İnci'yi anlayabiliyordum, zorlamadan, korkutmadan sabırla ilerlemeliydim. Ben böyle yaptıkça o zaten bir adım daha atıyordu bana, bu ilişkiyi bir adım daha öteye taşımama izin veriyordu bana... "Dışarıya bakmak ister misin?" diye fısıldadım. Sesim, içimde kükreyen arzuyla çatallanmış, nefesim kesilmişti. Beni öpmenin etkisiyle yanakları al al olmuş, göğsü hızla inip kalkmaya başlamıştı. Teklifimle birlikte, yeşil deryada bir anlık korku kıvılcımı çaktı. "Güven bana," dedim sesimi en kadife tonuna bürüyerek. "Gördüğün manzara, içindeki tüm korkuları dağıtacak." Başını hafifçe salladı, bakışlarını gözlerime mühürledi ve büyülü cümleyi kurdu: "Güveniyorum sana." Bu iki kelime, kulaklarımda "seni seviyorum" dan çok daha görkemli bir melodi gibi yankılandı. Çünkü İnci için sevmek bir ihtimal, ama güvenmek bir mucizeydi. Geçmişin gölgesinde sevmiş ama hiç güvenememişti; ne kendine ne de karşısındakine. Şimdiyse güveniyordu bana ve
1000Kitap
.. Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol! | Zümer 66
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Resûlullah (s.a.s.) iman kardeşliğinin hukuku ve ehemmiyeti hakkında şöyle buyurur: 🔻 *“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”*🫂 (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”(Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.)
Din
100 Her Zihnin Ölmeden Önce Keşfetmesi Gereken Entelektüel Araştırmalar: 1. Temel felsefeyi çalış 2. Resmi mantığı öğren 3. Antik Yunan tarihini çalış 4. Tüm Shakespeare oyunlarını oku 5. Temel ekonomiyi öğren 6. Dünya tarihini çalış 7. Darwin'in Evrim teorisini oku 8. Roma İmparatorluğu'nu çalış 9. Temel astronomiyi öğren 10. Platon'un Devlet'ini oku 11. Fransız Devrimi'ni çalış 12. Temel psikolojiyi öğren 13. Freud'un ana eserlerini oku 14. 1. Dünya Savaşı'nı çalış 15. 2. Dünya Savaşı'nı çalış 16. Temel matematiği öğren 17. İnsan beynini çalış 18. Marx'ın Komünist Manifesto'sunu oku 19. Temel kodlamayı öğren 20. İklim değişikliği bilimini çalış 21. Newton'un Principia'sını oku 22. Rönesans dönemini çalış 23. Temel kimyayı öğren 24. Antik Mısır'ı çalış 25. Einstein'ın görelilik teorisini oku 26. Soğuk Savaş'ı çalış 27. Yeni bir dil öğren 28. Temel hukuku öğren
Hadis-i Şerif’in kalbinde saklı olan o derin sırrı, ruhun adanmışlığını ve duaların göğe yükseliş hikmetini ele alan, Allah gönülden iman edenlerin asil ve sarsılmaz üslubuna yaraşır edebi bir yazı.. ​İşte kelimelerin teslimiyetle ilmek ilmek işlendiği, ince işçiliğin neticesi bir metin.. ​Kalbin İntisabı: Şeksiz Bir İnanışla Avuçları Açmak ​“Yaptığınız duânın kabul edileceğine yürekten inanarak duâ edin! Çünkü Allah Teâlâ gaflet içinde ve dikkatsizce yapılan duâyı kabul etmez.” — (Tirmizî, Daavât, 66) ​Dua, kul ile Yaratıcı arasındaki en gizli, en muazzam ve en kesintisiz köprüdür. İnsanın yeryüzündeki kimsesizliğini, acziyetini ve kelimelere sığmayan kederlerini alıp O Ebedî Sevgili’nin eşiğine aşkla bırakmasıdır. Fakat her köprü gibi, duanın da bir ruhu, bir duruşu ve sarsılmaz bir mimarisi vardır. Efendimiz ﷺ, bu kutlu hadisiyle bize duanın sadece dilden dökülen alelade kelimeler olmadığını, aksine baştan aşağı bir duruş, tam bir uyanıklık ve sarsılmaz bir itimat işi olduğunu fısıldar. ​İnanmak, duanın görünmez kanatlarıdır. Kanatsız bir kuş nasıl göğe yükselemez, bulutları aşıp menzile varamazsa; şüpheyle, ümitsizlikle ya da "bir deneyeyim" çiğliğiyle yapılan dualar da sahibinin başından öteye gidemez. Akıl fırtınalar koparıp, ihtimalleri hesaplayıp "Bu iş nasıl olur, bu dert nasıl çözülür?" diye debelenirken; müminin kalbi tüm hesapları yırtıp atmalıdır. Avuçlar semaya kalktığında, kulun içi öyle bir itimatla dolmalıdır ki, sanki istediği şey kapısına çoktan gelmiş de sadece vaktini bekliyormuş gibi bir genişlik hissetmelidir. Çünkü istenen makam, hazinesinde eksilme olmayan, ol deyince olduran, merhameti gazabını aşmış olan Allah Teâlâ'nın makamıdır. O Ebedî Sevgili’den isterken tereddüt etmek, O’nun cömertliğini ve kudretini hakkıyla idrak
Edebiyat