66: Ebû Ya'lâ Şeddâd ibn Evs (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Pey-gamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Akıllı kişi nefsini hesaba çekerek, nefsine hâkim olup ölüm sonrası için çalışandır. Âciz ve zayıf kimse ise nefsini arzularının peşine takıp ta kurtuluşunu hiçbir iş yapmaksızın Allah beni bağışlar diye hayal kurarak Allah' tan bekleyen kimsedir."(Tirmîzî, Kıyâme 25)
65. Âd kavmine de kardeşleri Hûd peygamberi gönderdik. "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, O'ndan başka bir ilahınız daha yok. Hâlâ siz O'nun azabından sakınmayacak mısınız?!" dedi.
66. Kavminden inkara dalmış o cumhur cemaat (yani ileri gelen ve göz dolduran seçkinleri) dediler ki: "Kesinlikle biz, seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve kesinlikle seni biz yalancılardan biri sanıyoruz!"
67. "Ey kavmim, bende hiçbir çılgınlık yok... Fakat ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.
Esasen, I. Murad devrinde üç doğrultuda Balkanlar'ın başlıca yolları ve merkezleri Osmanlılar tarafından işgal edilmiş bulunuyordu: Orta kolda Meriç vadisi, sağ kolda Tunca vadisini izleyerek Balkan dağları eteklerine daha 1366 yıllarında varılmıştı. Oradan Sofya ve Niş 1385'te zaptolundu. Güneyde Evrenuz idaresindeki ucda 1383'te Serez düştü ve Selânik kuşatması başladı. Selânik, 1387 Eylül'ünde ahdnâme güvenceleriyle teslim oldu. Balkan devletlerinin parçalanmış ve birbirine rakip olmaları, Osmanlıları müttefik veya hâmi olarak bulmaları, ilerlemeleri kolaylaştırıyordu. Meselâ, 1365-66'da Bulgaristan'ın Macaristan ve Eflak tarafından istilâya uğraması, Karadeniz kıyılarında Savoie Dükü V. Amadeo'nun haçlı donanması tarafından saldırıya uğraması, Bulgar kralını Osmanlıların bir müttefiki haline getirdi. Kral Şişman, vaktiyle Kantakuzinos'un yaptığı gibi, Türk yardımını kabul etmiştir. 1366 yılında Bulgar-Türk işbirliğine ve Tuna üzerinde Türk askerlerinin Bulgarlarla birlikte harekâtına ait tarihi kayıtlar vardır. Eflak beyi Vladislav da 1373'te Türk ittifakını aramış ve Macarlara sırt çevirmiştir. Gazâ bir hareket prensibi olmakla beraber, Osmanlılar egemenliklerini yaymak için fırsatları kaçırmıyor ve bazen uzlaşıcı bir siyaset gütmekte tereddüt etmiyorlardı.
Sayfa 64 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Daha da net olmak gerekirse, eğer IPCC'nin tavsiyelerine uyarsak, şu anda tasarlandığı haliyle dünya ekonomileri katiyen bu işten sağ çıkamaz. Örneğin sıcaklığı 1,5 °C'nin altında tutma olasılığımızın %66 olması için salımları on yıl süresince yılda %7,6 oranında azaltmamız gerekecek. Bu da maruz kaldığımız kapanmaların ekonomik etkilerini en az on yıl üst üste uzatmak (ve hatta pekiştirmek) anlamına gelir!
Her gün sayıya gelmeyecek kadar görüntünün dijital atmosfere Salındığı, sanalın gerçekliği pek çok yerinden kırıp parçaladığı bir dünyada , Gözlerimiz bizi her gün daha fazla yanıltmaya müsait hale geliyor. zihnimizi iş görür kılacak anlamları tereddütsüzce oluşturmakta güçlük çekiyoruz. çoğu zaman baktığımız yer, asıl görmemiz gerekenleri örten bir perde oluyor, bizi Gerçeklerden daha da uzağa düşürüyor. bir yanımızda bakar körleriz artık, bir tarafıyla bir körleşme çağının insanları… GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL /Sayfa 66
• İnsan, “Ben öldükten bir süre sonra sahiden yeniden hayata döndürülecek miyim?” diyor.
• İnsan düşünmez mi ki, daha önce hiçbir şey değilken biz onu yaratmışızdır?