"Kız çocuklarının sesi babalarının suskunluğunda kaybolmamalı; onların haklarını savunmak her babanın en büyük sorumluluğudur."
Taciz ve cinsel saldırı, bireylerin beden ve ruh sağlığını derinden etkileyen, toplumsal yapıyı sarsan ciddi suçlardır.Maalesef, bu tür olaylar karşısında toplumun bazı kesimleri, özellikle de geri kafalı olarak nitelendirilebilecek bireyler, sessiz kalmayı tercih ediyor.Bu yazıda, tacize uğrayan bireylerin yaşadıkları acılara, ailelerinin özellikle de babalarının suskun kalmasının sonuçlarına ve bu geri kafalı yaklaşımın eleştirel bir analizine yer verilecektir.
Öncelikle, tacize uğrayan bireyler genellikle büyük bir travma yaşar ve bu travmanın üstesinden gelmek, güçlü bir destek sistemi gerektirir.Ailelerin, özellikle babaların bu noktada oynadığı rol son derece önemlidir.Ancak, bazı babalar, "el alem ne der" korkusu ya da geleneksel cinsiyet rollerine olan bağlılıkları nedeniyle sessiz kalmayı tercih ederler.Bu tutum, sadece mağdurun yaşadığı acıyı derinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda adaletin yerini bulmasını da engeller.
Geri kafalı olarak nitelendirilebilecek bu babaların suskunluğu, toplumun geneline yayılan bir sorun haline gelir.Taciz olaylarının örtbas edilmesi, bu tür suçları işleyenlerin cesaretlenmesine yol açar.Sonuçta, suçlular cezalandırılmadıkça, taciz vakalarının sayısı artar ve toplumda bir güvenlik açığı oluşur. Mağdurların haklarını aramalarına engel olmak, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de büyük zararlar doğurur.
Geri kafalı yaklaşımların temelinde yatan sorunlardan biri, cinsiyet eşitsizliğidir.Bu tür babalar, kızlarının yaşadığı tacizi önemsizleştirme eğiliminde olabilirler çünkü ataerkil değerler, kadının toplumdaki yerini ve haklarını ikinci plana atar.Bu durum, kadınların maruz kaldıkları