Aynı ses tonuyla bu kez farklı bir yerden sesleniyor gibi canım yazarım Tarık Tufan. Kitap sayfalarında gezerken birtakım acı ve yanında ilham verici olay ve sözlerle karşılaşacağımı artık biliyorum. Tarık Tufan’ın kaleminde en çok hoşuma giden şey halihazırda bir olayla başlayıp aynı zamanda geçmişte yaşanan şeyleri, karakterleri daha yakından tanımamız için hikayenin içine başarıyla yedirmesidir. Dikkat ederseniz romanlarında her zaman başka bir roman olabilecek bir hikaye daha söz konusudur fikrimce.
Bu romanında platonik aşkların insanların başlarına ne türlü belalar getirebildiğini sıklıkla tekrar ettik. Kalpler hiçbir zaman kural tanımıyor ve akıl da aynı zamanda nasıl da kaybediliyor. Olmayan yerleri, kitapları ve insanları arama motorlarında aratacak kadar gerçekçi yazan bir yazar Tarık Tufan. Saklıkuyu’da ikinci bir perde açılıyor gibi. Ana karakterimiz gitmekle kalmak, eski ve yeni aşk arasında kalan birine dönüşüyor. Bütün karakterlere kızdığım ve üzüldüğüm zamanlar oldu ancak Defne için hislerim apayrı.
Hep yaz, hep okuyalım TT.
Beni düşündüğü için söylemiş tüm o şeyleri, öyle diyor. O an söylemişim ben de: bir insanı sevmekle, onu sevmeyi sevmek iki farklı şeydir. Beni sevmeyi sevmiyor gibi bir halin var. Sanki benden kopmaya gücün yetmiyor da ben senden uzaklaşayım istiyorsun.