sokak lambalarının titrek ışığında
gecenin sessizliğinde yankılanan ayak sesleri
yüreğimin derinliklerine işleyen bir acı gibi
şehrin yalnızlığı sarar beni
içimde bir boşluk, karanlık bir çukur
belki de kaybolmuş gençliğimin izinde
geçmişin hayaletleri dolaşır durur
her köşe başında bir anı, her sokakta bir hikaye
sigaranın dumanında kaybolur umutlar
bir yudum rakı ile boğulur pişmanlıklar
ne sevda kalır geriye ne de dostlar
yalnızca hüzün ve bitmeyen bekleyiş
şehrin karmaşasında yitip giden yüzler
her biri birer gölge, her biri birer yabancı
hayatın acımasızlığı vurur yüzüme
gözlerimde bir damla yaş, içimde bir fırtına
belki de bir şiirin dizelerinde bulurum teselliyi
belki de bir şarkının melodisinde unutulurum
ama yine de bilirim ki
bu şehirde, bu hayatta, bu yalnızlıkta
kaybolmuş bir ruh gibi
sonsuza dek sürükleneceğim
“İyi bir devletin kurulabilmesi için bu devletin akıl tarafından yönetiliyor olması şarttır. Kafa nasıl bedeni yönetiyorsa, toplumu da filozoflar yönetmelidir.”