Bırakın yapsınlar ne ala memleket
6/10
·400 syf.··
2026 10. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:22
Uzun süre elimde dolaşmış olan kitap sonunda bitti. Açıkçası maksimum 200 sayfada anlatılacak şeyler neden aynı cümleler farklı sırada tekrarlanarak 400’e yakın sayfaya çıkarılır anlamıyorum. Rus yazarların kelime başı aldığı ücretler devam mı ediyor? Başta hoş güzel ilerledi. Kişinin kendisini baz alarak daha sağlıklı bakış açıları geliştirmesi ve kendini daha az stresli hissetmesini sağlayacak tavsiyeler vardı. Çevremizdeki kişileri olayları kabul edip kendimizi bunun üzerine stresten kurtarmak güzel iş. Ama neden tek biz yapıyoruz? Bir şey yaptıracaz aman fazla yüklenmeyelim direnç gösterir aman farklı kelimeler kullanalım kalbi kırılır . Karşıdakinin beyni yok mu neden biz kendimizi yıpratıyoruz en doğru yolu bulcaz diye. Hataysa hata hayatın parçası yanlışsam ne olmuş. Herkesi düşüneceksek kafayı yeriz. Beğendiğim tavsiyelerinden biri kişinin kendi hayatına odaklanması,karşılaştırmalardan uzaklaşması üzerine idi. Romantik ilişki tavsiyeleri de reels makyaj videosu eşliğinde tavsiye veren kişilerin videosundan hallice idi. Kim kimden görmüş bilemem araştırmaya değecek bir konu da değil. Uzatmasa 7 verirdim ama gereksiz uzatmış. Toplasam kitaptaki gerçek hayatta yararlanacağım fikir sayısı %10 falandı. Geri kalan ya uç fikirlerdi ya da aynı cümlelerin tekrarı idi. New York bestseller her hafta belirleniyormuş. Ben de bu kitaplar ne kadar çok diyordum. Bu nasıl girmiş de. Ama anladım..
Bırak Yapsınlar TeorisiMel Robbins · Nepal Kitap Yayınları · 20251,357 okunma
7/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Kate’in sivri dili, özgürlüğüne düşkün yapısı ve kimseye boyun eğmeyen karakteri kitabın en dikkat çekici yönüydü. Dönemine göre cesur bir kadın karakter okumak oldukça keyifliydi. Diyaloglar akıcı, olaylar ise yer yer komik ve sürükleyiciydi. Ancak kitabın sonu bende tam anlamıyla tatmin duygusu oluşturmadı. Kate’in değişiminin gerçekten kendi isteğiyle mi olduğu, yoksa dönemin toplumsal baskılarının bir sonucu mu olduğu sorusu aklımda kaldı. Bu yüzden finali biraz tartışmalı buldum. Klasik eserleri sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken bir kitap olsa da, günümüz bakış açısıyla okunduğunda bazı noktaları eleştiriye açık. Benim puanım 10/7. Eğlenceli bir okuma deneyimi sundu ama unutulmaz favorilerim arasına giremedi.
Hırçın KızWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20125,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ruken, Hayalet ve Diğerleri
9/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:20
Aslında çok inceleme yazan biri değilimdir. Ancak elime aldığım kitap eski bir dostumun, birlikte gazetecilik yaptığım bir meslektaşımın, bir yazar arkadaşımın olunca iş değişiyor haliyle. Hazır okuyup bitirmişken sizlere Vecdi Erbay'ın Sol Elin Hatırası kitabından biraz bahsedeyim dedim. 7 öyküden oluşan ve bir solukta okunacak bir kitap. İlk karşımıza çıkan öykü Ruken. Ruken öyküsü bizi bir zamanların Diyarbakır'ına götürüyor. Girenin çoğu zaman çıkamadığı çıksa bile ruhunu kaybettiği şu meşhur gözaltılardan geçmiş biridir Ruken. İçine kapanmış, ruhu alınmış, susmuş ama öfkesi dinmemiş biri... Gözaltından çıktıktan sonra oğlu dağa çıkmış bir kadına yarenlik etmeye başlamış. Elbette tüm öyküyü burada anlatacak değilim. Ama, Ruken'in öyküsü uzun ve gerçekten de insanın içine işliyor. Yarenlik ettiği yaşlı kadının öyküsü ise onunkinden daha da acı. Kadının bir oğlu dağda bir oğlu askerde. Böyle bir ana düşünün... Ve bir gün kocası ona ölüm haberini getirir. Kadın ise tek bir soru sorar: "Kijan e?" Yani hangisi. Asker olan mı yoksa heval olan mı? Hayatını kaybeden heval olandır. Bu sahne Ruken'in kader anıdır. Ruken yönünü dağa çevirir. Ve Ruken öyküsü burada biter. Diğer öyküler başlar. Ancak Ruken'in öyküsü bitti sanılsa da aslında bitmez. Yazar, Ruken'i kitabın son öyküsünde tekrar okuyucunun karşısına çıkarır. Bu kez bir masalcının anlatısıdır Ruken ve bir gazete küpüründeki resim... Aslında kitapla ilgili çok şey söylemek, yazmak mümkün. Ancak ben bölük pörçük de olsalar bunları demekle yetineyim. Son olarak şunu belirtmekte de fayda var: Kitap gerçekten de okuyucuyu içine alıyor, sarsıyor, yargılatıyor.. Şimdiden okuyan herkese iyi okumalar. Sol Elin Hatırası Vecdi Erbay
Sol Elin HatırasıVecdi Erbay · Dipnot Yayınları · 20263 okunma
Sonu için okunur bence;))
7/10
·318 syf.··
2026 100. kitabı
Bu kitabı, ortaokul 7 olmalı;evet o zaman okumuştum ve hatırımda kalması güzel:)) o zamanlar okuduğumda kitaplar hakkında dahası yazım şekli - üslup vs. hakkında pek bilgili değildim ama bana aşırı güzel gelmişti dahası heyecan vericiydi. Bu gün şu an ki aklımla tekrardan gözden geçiriyorum o kadar şahane diyemem ama geçmiş yıllar ve şu an ki yıllara kıyasla fena değildi. Kitapta iki kız kardeş arasındaki çarpık aşk oyunları, nefret ve fazlasıyla kıskançlık teması işlenmişti ve asıl bombayı da sonda patlatıyordu yazar . Heyecan verici bir kitaptı bu arada . Yazım şekli ise daha önce denk gelmemiştim belki de ondan o zamn çok etkilenmiştim ve unutmadım herhalde :) Yazarımız bizi şimdiki zamandan geçmiş zamana götürerek bugüne varmamızı sağlayacak bir yazım tekniği kullanmıştı ve bu da kitaba ayrı hava katmıştı bence .
Duygu ve Düşünce
Çilekteki NefretCeyda Kılınç · İlya Yayınevi · 20071,379 okunma
İmkansız Sürgün
8/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 21:11
İmkansız Sürgün ile George Prochnik, Stefan Zweig'in hayatına odaklanıyor. Zweig'in son zamanlarında yaşadığı o gelgitler ile kendi ailesinin (büyükanne- büyükbaba) yaşadıklarını da karşılaştırıyor. Zweig'in İsviçre, İngiltere, ABD ve son olarak da Brezilya'ya göç etmesi ile iki tarafın göçmenliği, vatansızlığı ve belirsizliğe sürüklenişine ayrıca çevresiyle yaşadığı diyaloglara da daha yakından bakılıyor. Zweig'in sürgün hayatını ise şu cümle ile yansıtıyor: "Sevdiğimiz dünya hatırlayamayacağımız kadar uzak bir geçmişte kaldı." (s.48) Buraya o zaman Nazım Hikmet'ten şu alıntıyı da ekleyelim: "Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kısaca Zweig doğrudan bunu demek istiyor. Zweig'in düşlediği o Avrupa hayaline ve onun yok oluşuna uzaktan bakarak seyretmesini George Prochnik, geri dönüşlerle tekrar hatırlatıyor. Zweig'in hem iç hem de dış dünyasında yaşadıklarından yol çıkarak ele alıyor. Bu sayede okur, Zweig'in Avrupa'dan taşınmasıyla aile dışında neleri de kaybettiğini gösteriyor. Yol arkadaşlıkları, Viyana, Almanya, edebiyat, yabancılık...Hemşehrisi Hitler'in Avusturya'sı hakkında düşüncesi, neden bazı şeyleri göremediği, Avusturya'daki Yahudi cemaati gibi onlarca ayrıntı kitap içinde okurla buluşuyor. Yazar burada, Zweig'in kitapları hakkında da bilgiler veriyor. Ayrıca anılarından da yol çıkarak hem Zweig'in gözünden durumları aktarıyor hem de diğer kaynaklarla bağlantı kurulup bütünlük sağlanmaya çalışılıyor. George Prochnik, Zweig'in, Hitler'in alttan alta ilerleyen ve ilerde büyük deprem oluşturacak durumu nasıl fark edemediğini de anlatıyor. Halkın yükselen sesini ve onu bir hedefe yönlendiren Hitler'i görememesini ya da bu kadar beklememesini de Zweig'in kentsoylu yaşamına bağlıyor. Çünkü o, davetlerin, festivallerin, baloların, tiyatroların
Edebiyat
İmkansız SürgünGeorge Prochnik · Yapı Kredi Yayınları · 201623 okunma
Ben ne okudum ya?
4/10
·344 syf.··
2026 99. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 09:46
Selamlar. Freida McFadden beni ilk defa hayal kırıklığına uğrattı. Neredeyse çevrilmiş bütün kitaplarını okudum ama... ilk defedır 7 puandan aşağı bir puan veriyorum. Çünkü bu kitabı okurken çok kez ne okuduğumu sorguladım. Hafif SPOİLER var! -------------------- Öncelikle olaylara -etik olmayan olaylara- gelmeden önce söyleyeyim ki olaylardan asılı olmayarak ben bu kitabı sevemedim. Çünkü kitap hiç Freida'nın önceki kitapları gibi heyecanla ilerlemiyordu. Kitabı hep bomboş ifade ile okudum ki, bu Freida'nın kitabından beklenilicek bir şey değildi benim için. Evet ters köşeler vardı ama beni nedense o kadarda şaşırtmadı. Olayları anlatım dili falan zaten kötüydü üstüne birde öğretmen öğrenci olayı girince ben kitapdan tamamen soğudum. Tek temennim Freida'nın diğer kitaplarında böyle bir şey olmaması. Umarım ki olmaz çünki diğer kitaplarını da merak ediyorum ve okumak istiyorum. Ama en kötüsü de kitapta 1 tane öğretmen - öğrenci ilişkisi olduğunu sanırken sonda aslında 2 tane olduğunu öğrenmek. Her halde kitap da yediğim en büyük ters köşe bu oldu ya. Kitabı bitirdikden sonra bir süre de duvarı izledim. Ama sevdiğim için değil 300 sayfa ne okuduğumu sorguladığım için... Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim (ne kadar keyifli olduğu tartışılır ama...)
1000Kitap
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,967 okunma