Güne Cicozlar
1 ayna yoruldu her gün yabancı yüzler taşımaktan içindeki sır dökülüyor şimdi bakan kendini görüyor ayna ise sadece yokluğu 2 toprak uyandı üstünde yürüyen ayakların yüküyle bizi taşıdığını sanıyoruz oysa o bizi sabırla biriktiriyor 3 bir nar açıldı içinde dünya kadar kan biz meyveyi değil kırılmayı yiyoruz 4 kapı gıcırtısı evin yaşlandığını söylüyor duvarlar daha az dayanıklı insanlar gibi her şey eskimeyi öğreniyor 5 kapı çalındı
Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Kur'ân Müslümanı: İnanmaları için İsa'nın mı inmesi lazım, Kur'ân yetmiyor mu? Ayrıca İncil'de de İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna dair pek çok cümle var. Gelenekçi: Hangi cümleler bunlar, bazılarını gösterir misiniz? Kur'ân Müslümanı: Buyurun okuyalım: Matta, 13/57: "Ve gücenip O'nu reddettiler. Ama İsa onlara şöyle dedi: "Bir elçi, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez." Matta, 21/11: "Kalabalıklar, "Bu, Celile'nin Nasıra Kenti'nden elçi İsa'dır" diyordu." Matta, 21/46: "O'nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. Çünkü halk, O'nu peygamber sayıyordu." Luka, 24/19: "İsa onlara, "Hangi olup bitenleri?" dedi. O'na, "Nasıralı İsa'yla ilgili olayları" dediler. "O adam, Tanrı'nın ve bü-tün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi." Yuhanna, 7/40: "Halktan bazıları bu sözleri işitince, "Gerçekten beklediğimiz peygamber budur" dediler." Matta, 1/17-18: "Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: "İşte Kulum, O'nu ben seçtim. Gönlümün hoşnut olduğu sevgili Kulum O'dur. Ruhum'u O'nun üzerine koyacağım, O da adaleti uluslara bildirecek." Bu noktada İncil'den daha pek çok delil gösterilebilir. Bu cümleleri gören Hıristiyanlarda, İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna dair tam bir kanaat oluşur. İçlerinde oluşan bu kanaate rağmen İsa'yı Tanrı saymaları kıyamet günü aleyhlerine delil olur.
Süleymaniye Vakfı·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanı kamil kimdir?
İnsanın bu terbiyesi hangi hususlarda gerçekleşmelidir? 1.Îmân, tevhid, teslim ve tevekkülde. 2. Zühd ve takvâda. 3. Sâlih amellerde. 4. Hayır ve hasenât yapmada (cömertlikte). 5. Kanâatkâr olmada (hakkına râzı olmada). 6. Af ve müsamahalı davranmada. 7. Tevâzû ve alçak gönüllülükte. 8. Azim ve kararlılıkta. 9. Sabır ve sebatta. 10. Şeref ve haysiyette. 11. Fedâkârlık ve diğerkâmlıkta. 12. Bütün ehl-i îmânı sevmede. 13. Şefkat ve merhamette. 14. Hürmet ve itâatte. 15. Güven telkin etmede. 16. Doğruluk ve sadâkatte. 17. Vefâlı olmada. 18. Teşekkürü bir borç bilmede. 19. Adâletli davranmada. 20. Çalışmayı hayatî bir esas olarak almada. 21. Meşverete önem vermede. 22. Vahdet ve uhuvvet ruhuna sahip olmada.
Sayfa 252·Kitabı okudu
Mayıs, bayramlar ayı... 1 Mayıs, 19 Mayıs, 27 Mayıs... «Deliye her gün bayram!» derler. Bu ölçüyü müslümanların yılda ancak 7 gün bayramına tatbik edemeyeceğimize göre, geriye ne kalıyor bilemem!.. Bildiğim şu ki, yılda 12 ayın bir ayından fazlasını işgal eden bayramlarımızın çoğu, ancak delilere yakışır soydan... Hele kurtuluş bayramları, hele onlar!.. Bir türlü kurtuluştan kurtulamamanın, kendini şuur altında daima esir hissetmenin bayramları!.. Aslında, kurtuluşa, gerçek kurtuluşa muhtaç olduğumuz bir gerçektir. Bu gerçeği şuurlaştırmanın da usûlü, boyuna yarım kurtuluşları kutlamak değil, bu türlü kurtuluş edebiyatından kurtulmaktır.
Erbakan bir ruh hastası... Kendi hayâl ve yalanlarına inanan ve göz bebeklerine çizdiği uydurma şekillere gerçek diye bakan bir hasta... Bu çeşit hastalarsa cemiyet içinde tabiî kişiler gibi görünür, kolay kolay şüphe çekmez ve böylece hastanelik hallerini gizlerler. Bu suretle çevrelerine itimat aşılamaya kadar varırlar ve böylece en tehlikeli insan olmak hususiyetini muhafaza ederler. Bir müddet önceki televizyon konuşmasında Erbakan’ı halkalayan balmumu adamların vecd ve hayranlık tavırları görülecek şeydi. Hepsinin de yanaklarından bal akıyor ve üfürükçülerinin hikmet nefesine çöp gibi kapılmış olmak halleri, seyircilere, ibretle karışık merhamet telkin ediyordu. Cezaî ehliyeti yerinde bir ruh hastasının, göz göre göre siyaha beyaz ve beyaza siyah demesi, meselâ 19 rakamını el çabukluğuna getirerek, sağından okuması ve 91 diye göstermesi, hokkabazlıkta bir şaheser...
Reklam
Reklam