Edebiyatta, ''Kitabımı bitirmem için bana 220 milyoncuk lazım,'' diyemezsiniz. Eğer kitap, en kötü koşullarda dahi olsa, yazılmamışsa bu onun pek yazılacak gibi bir şey olmadığını gösterir. Kitap yazılacaksa, en uğursuz koşullarda bile yazılır. Yazamamaya bahane edilen vakitsizlik, çok işinin olması filan, bunlar hemen hemen hiç doğru değildir. Sinemacılar için aynı gereklilik yoktur. Onlar konu ararlar. Önemli farklılıklardan biri de bu. Onlar hikâye ararlar. Hikâye önerilir; ya bir roman, ya da işin uzmanları tarafından yazılmış bir senaryo olur bu. Çoğunlukla böyle olur. Öneriler ölçülüp biçilir, ayrıntılı birer dökümü çıkarılır: üç cinayet, bir kanser, bir aşk, artı şu, şu oyuncular. Sonuç: 700 000 seyirci. Her şey bilgisayara geçirilir. Film yapılır. Sonuç: 600 000 seyirci. Fiyasko.
700 YILLIK ALTIN ÖĞÜT
Aşağıda Osman Bey’e ünlü İslam âlimi, Şeyh Edebâli’nin verdiği öğütleri anlatan bir yazı. Çok hoşuma gitti. Neredeyse 700 yıl önce söylenmiş ama hiç mi hiç eskimemiş. Tüm zamanlar için geçerli: ​“Oğul insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgârında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz. ​Üç kişiye acı: ​Cahiller arasındaki âlime, ​Zenginken fakir düşene, ​Hatırlı iken itibarını kaybedene... ​Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. ​Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine DORU, yiğidin iyisine DELİ derler.”
Sayfa 22·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Topkapı Sarayı’nın kapladığı alan yaklaşık 700 bin metrekaredir. Bu alanın yine yaklaşık 80 bin metrekaresini binalar kaplamaktadır. Geri kalan mühim kısımsa hasbahçelere ayrılmıştır. Osmanlı zevkinin ve inceliğinin birer timsali olan, çiçeklerle ve özellikle de lalelerle donatılan bu bahçeler üç kıtaya yayılan bir dünya imparatorluğunu türlü zorluklar içinde yöneten Osmanlı padişahlarının zihnen dinlenmelerini ve kendilerini yenilemelerini sağlamıştır. Bugün de sarayın bahçesi sümbüllerden zambaklara, güllerden menekşelere aynı güzellikleri taşımaya devam etmektedir.
Japonların eski mezarlarının yağmalanmasına izin vermeyecek kadar kökenlerine bağlı ve geleneklerine saygılı olduklarını söyleyenler olabilir. Fakat gerçek şu anda Japonya'nın imparator mezarları arkeolojiye kapalı durumda ve bu durum 700'lerin öncesine ait bir Japon elyazmasının bulunma ihtimalini büyük oranda düşürüyor.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Krallar savaşlara genellikle yaz aylarında çıkıyormuş. Savaş kıyafetinin de kral kapısındaki Tanrı kabartmasının üstündeki kıyafet olması gerekmiş. Hititlerin savaş gücüne gelince: Metinlerden çıkarılan sonuca göre ilk Kral Anita zamanında 400 yaya, 40 araba, Kral Şuppiluliuma zamanında 1 000 yaya, 100 araba, daha sonra 10 bin yaya, 700 araba, Mısır ile yapılan Kadeş Savaşı'nda da 17 bin yaya, 3 500 arabaları varmış.
1000Kitap
araya birazcık mesafe girmiş sanki
Yine de konuşma bitmemişti; yatakta, birbirimizden 700 km uzakta yatıyorduk.
Sayfa 78·Kitabı okudu