Merhaba saygıdeğer büyüğümüz Don Kişot. Dört yüz yılı aşkın yaşınla nasıl da karşımızda hala dimdik ve bilge duruyorsun, oldukça şaşırtıcı. Hala dinletiyorsun kendini, düşündürüyorsun ve güldürüyorsun... Önünde bir şövalye gibi diz çökmekten başka ne yaraşır ki bize! Sen ki ilk modern romansın, şöyle senden kimler etkilenmiş diye bir araştırma yaptığımda kılavuzluğunla da ne büyük eserlerin doğumuna yardımcı olduğunu öğreniyorum.
İlginçtir kitabı bu gece saat 3.00 gibi bitirdiğimde gözlerim ısrarla kapanmak istiyordu ama 1. okuduklarına dönüşeceksin, 2. inancın hayatını, hayatın da inancını şekillendirecek, 3. uğruna ölünecek kadar çok sevilecek kadınların\erkeklerin var olduğunu sansak da aslında hiç olmadılar, 4. Her şeyi uğruna arkaya bıraktıklarımızı elde ettiğimiz de mutsuz olma ihtimalimizin büyüklüğü, madalyonu tek taraftan ibaret sanışımız gibi maddeler sıralanıp durdu zihnimde.
Doğru ya kitaptan çok bahsettiğimi sanıyorum ama okuyanlar pardon da ne anlatıyorsun diyebilirler, haklılar. :) O zaman arkadaşlar kısaca anlatayım: Şövalye kitaplarını okudukça bir şövalye olduğuna inanan toprak zengini bir adam Senyör Kesada ve bu macerada yanında ona seyislik yapacağı köylü Sanço Panza. Bu maceralarla dolu yolculukta Kesada yani Don Kişot İspanya'da kötülerle savaşıp iyilerin yardımına koşacak ünlü bir şövalye olarak adını duyurmak ve sonunda da biricik sevgilisi, İspanya'nın hatta dünyanın en güzel prensesi Dulcinea' ya kavuşmayı umarken sadık seyis Sanço ise şövalyesinin ona bir ada vereceğini ve oranın valisi olacağı hayaliyle bu yolculuğa çıkar. İki kahramanımızda bu yolculuktan aradığını bulamadan dönerler ama daha önemlisi aradıklarının ihtiyaçları olmadığının ayırdına varırlar. Bana kalırsa bu büyük zenginlik. Bu iki macerazedenin cepleri boş döndüğünü kim