Üç farklı Ankara, üç farklı adam ve bir kadın, Selma'nın romanı.
Selma'nın gözünden Ankara'nın romanı.
İlk bölümde Milli Mücadele Dönemi'nde Ankara'nın havasını solurken geri planında da kocasının korkakça tavırlarına dayanamayan Selma'nın bir mebusun evinde tanıştıkları Binbaşı Hakkı beyle olan yakınlaşmalarına şahit oluruz. Hakkı bey, düşmana göğsünü siper etmiş, Avrupalı denildi mi mangalda kül bırakmayan vatansever bir subay.
İkinci bölümde Hakkı ve Selma'nın evlilikleri üzerinden savaş sonrası Ankara'ya bakıyoruz. Kör oluyor gözlerimiz. İnkılap diye kökleri kesilmiş, onca su ve gübreye rağmen yaprakları dökülen bir çiçeğe benziyor Ankara. O düşmana dimdik duran Hakkı Bey şimdi balolarda, kadınlara en Avrupalı olduğunu kanıtlayabilmek adına bir revaranslar bir eğilip bükülmeler... Selma'nın midesi bulandıkça bulanıyor. Hürriyet diye yutturulan kadının açılıp saçılıp bir beyin tangoya kaldırmasını beklemesi miydi? Batıyı çökerten ne varsa almaya çalışmıştık, olmamıştı da, iğreti durmuştu. Balolardan sonra sanki herkes maskesini çıkartıp eskiye dönecekmiş gibiydi ama dönmeye kimsenin niyeti yoktu da, Selma'nın tanıdığı bir kişi hariç: Neşet Sabit.
Neşet Sabit genç muharrirdi. Balolarda birkaç kere Selma'nın yakınında oturmuş ve bulunduğu ortamının eleştirisini yaparken Selma'nın dikkatini çekmişti. Balolarda aradığı o huzuru Selma artık Neşet Sabit'in sözlerinde buluyordu. Bir gözüyle kocasının başka kadınlara şampanya ısmarladığını gördüğünde midesi eskisi kadar bulanmıyordu. Neşet Sabit kısa zamanda onun en yakın arkadaşı olmuştu. Olmuştu da öyle kalmamıştı elbet.
Üçüncü bölüm Neşet Sabit ile evlenen Selma'nın, Yakup Kadri'nin hayalindeki Ankara'yı yaşamasını konu edinmiş.
Üçüncü bölümü her ne kadar gülümseyerek okusak da içimizden bir ses hala ikinci