Psikolojiye ilgi duyan biriyim; başta kendimi, sonra da çevremdeki insanları anlamaya çalışmayı severim. Engin Geçtan'ın İnsan Olmak kitabı bu yüzden benim açımdan çok sürükleyici bir kitaptı. Kitabı okurken bir an bile sıkılmadım. Aksine, çoğu zaman okumayı duraksatıp "Bu ben olabilirim," "Evet, o kişi tam olarak böyle," ya da "Acaba tam da bu yüzden mi böyle davranıyoruz?" diye kendimi ve ilişkilerimi sorgularken buldum. Kitabın en güzel yanı da bence bu içsel yüzleşmeleri yaşatması. Aslında insanın hayatına anlam katmasında kendisini tanımasının ne kadar önemli olduğunu kitaptan bir alıntıyla anlatmak isterim: "Kişiliğin bireyselleşmesi için, insanın kendisine ilişkin gerçekleri olabildiğince bilinçlendirebilmesi gerekir. Ne var ki bir çok insan kendini tanımak için çaba göstermeksizin yaşamını anlam katabilmeyi umar ve beklediklerini bulabilmek için bir mucizenin gerçekleşmesini bekler. Oysa insan, gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır…" (s. 77)
Aslında beklediğimiz o mucize ya da aradığımız anlam, kendimizi ve insanları tanımanın içinde saklı.