Doğanın, yaşamın, düşlerin, duyguların bana sunabildiğinden daha çoğunu yaşamam, daha
çoğunu algılamam, daha büyüğünü duymam gerek. Her nesneyi, her canlyı, herhangi bir insanı, anlık her görüntüyü yaşantıya dönüştürmeliyim, Yaşamı büyütmek, kendimce geliştirmek, derinleştirmek, genişletmek, rüzgarlarla estirmek, yağmurlarla yağdırmalıyım, ta ki kendimi canlı
ya da Cansız, doğmus ya da doğmamış tek bir nokta olarak görene dek. Ve kendi üzerimde kurduğum bu egemenlikle ölümü de büyütmem gerek. Yașamım, ölümüm her yaşam, her aşk ve her ölüm olmalı.
Tren raylarnı severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uyumak
zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için.