Uzun zamandır okumak isteyip her seferinde yarım bıraktığım bir roman. Gördüğüm kadarıyla kitap için çok sıkıcı ve akıcı değil, okumayın diyenler çoğunlukta. Bu yorumlara kısmen katılıyorum. Fakat kitabın konusunu göze alırsak olması gereken bu... Kitap Mücella'nın hayatının durağanlığını, hayata geç kalışlarını anlatıyor. Hayatını annesinin ve abisinin gölgesinde yaşamaya mecbur bırakılmış. Nereden başlarsa başlasın hep geride kalmış bir insanı ilmek ilmek işlemiş yazar. Aslında anlatılmak istenen sadece Mücella değil. Mücella'nın gölgesinde; kıtlığı, ihtilal zamanlarını izliyoruz. Yokluğu, yokluk içinde bir parça varlığın verdiği hissi, savaşın ardında bıraktığı döküntüleri görüyoruz ve hissediyoruz. Kitabın bir çok bölümünde 'Ah be Mücella' deyip hüzünlenme ve Mücella'nın ailesine sinirlenme garantisi var :)
Kitap Nazan Bekiroğlu'nun diğer kitaplarına göre
daha sade ve akıcı bir dille yazılmış. Süslü ve gereksiz cümleler yok denecek kadar az.
Kısaca büyüklerimizden dinlediğimiz anıları dinleme havasında bir kitap.
Okumaya değer...