Joanne greenberg' in kendi yaşam öyküsünden izler taşıdığı bu kitap yalnızca bir şizofreni hikayesi değil aynı zamanda kişinin kendi içindeki krallığı ile dış dünyanın acımasız gerçekliği arasındaki savaşı anlatıyor.
Yazarın bizzat bu süreçlerden geçmiş olması hikayeyi daha gerçekçi bir üsluba yaklaştırmış.Yazar karmaşık psikolojik durumları teknik terimlere boğulmadan sürükleyici bir dille aktarmayı başarmış.
Kitapta yazar, toplumsal önyargıları bir madalyonun ters yüzünü gösterir gibi göstermiş.Zaman zaman bir ırka veya gruba karşı beslenen kötücül hisler, önyargıların aslında o insanın "insan olma"vasfını unutmamamız gerektiğini gösteriyor.
Sonuç olarak bu eser, bize hayatın hiçbir zaman bir gül bahçesi vadetmediğini hatırlatıyor. Ancak tüm zorluklarına rağmen gerçeklik, sahte cennetlerden çok daha kıymetli bir özgürlük sunuyor.
"Beni inciten düşünce ortadan kalkarsa ortada incinecek bir şey de kalmaz. İncinmeyi bırakırsam ortada üzüntü diye bir şey de kalmaz."
Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler, 4.7
Senden kendi düşüncelerini ve bu düşüncelerin kışkırttığı eylemleri gözlemlemeni istemektedir. Nereden geliyorlar? İçlerinde hangi önyargılar var? Yapıcılar mı yoksa yıkıcılar mı? Hata yapmana ya da sonrasında pişman olacağın davranışlar sergilemene mi neden oluyorlar? Kalıplarını ara ve nedenlerin etkilerle buluştuğu noktaları bul. Ancak bu şekilde olumsuz davranış kalıpları kırılabilir ve ancak bu şekilde hayatını gerçekten daha iyi bir hale getirebilirsin.
"Gönülsüz, bencil, özensiz ve muhalif biri olma. Fikirlerini süslü sözlerle boyamaya çalışma. Çok konuşan, çok şey yapan biri olma. Neşeli ol ama kimseden yardım bekleme ya da kimsenin seni rahatlatmasını umma. İnsan kendi ayakları üzerinde durmalıdır, başkalarının değil."
Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler, 3.5