7w6
Bazen bir çalışmak hummasına tutulurdum. Günlerce, haftalarca kitapların içine gömülür, dünyayı görmezdim. Fakat bir sabah başımda garip bir serserilik rüzgârı ile uyanırdım. O vakit rica, tehdit, ceza hasılı hiçbir şey tesir etmezdi. Günlerce avare, taşkın, çılgın bir çocuk olurdum. İşte o zaman kimse benimle başa çıkamazdı. Yine bir gün, hiç sebep yokken, bana garip bir uyuşukluk arız olurdu. Omuzlarıma görünmez bir yük çöküyormuş gibi derin bir yaşarmak bizârlığı duyar, bir yarım uyku içinde uyuşup kalırdım. Bu bir nevi ruh felcine benzerdi. İnme inmiş bir kolu oynatmak nasıl imkânsızsa benden, iyi yahut fena, bir hareket çıkması da öyle imkânsız olurdu. Dostlarım, sevdiklerim var mıydı? Bilmiyorum. Birçok kimselerle kolayca ahbap olur, beraber yer, içer, güler, eğlenirdim. Fakat bu dostluk hiçbir zaman muayyen bir dereceyi geçemezdi. Kimseye düşündüklerimi, duyduklarımı söylemezdim. Ruhum herkese kapalı kalırdı. Büyük bir vefa ve şefkate ihtiyacım vardı da bunu kimsede bulamadığım için mi böyle yapardım? Bunu da anlayamadım. Muhakkak olan şu ki çocukluğumu, gençliğimi çaresiz bir ruh yalnızlığı için-de geçirdim. Daima değişen insan kalabalıkları içinde çölde kaybolmuş bir avare yolcu gibi yalnız yaşadım. Öyle zannediyordum ki yalnız yaşadığım gibi yalnız öleceğim En sevdiklerim bile beni anlamayacak...
1000Kitap
7w6
Nevber bütün bu meclislerden uzak kalırdı. O esasen o kadar neşeli ve iyimserdi ki bu siyahlıklarla uzlaşamıyordu. Onun için hayatta her şey ferahlık vesilesi olurdu. O zaman kahkahalar birbirini izler, şakalar sıralanır, hatta bazen Macit'e, Sermet'e bile direnmesi imkânsız bir gülme arzusu sirayet ederdi. Taklitte pek muvaffak oluyordu. Kaba, alaya alınacak ne varsa hepsi dehasında saklıydı. Hepsinden mükemmel düğün davetlilerini tasvir ediyordu; kadınlarımızın teşkil ettikleri süslenme örneğini en görülmez ayrıntısına kadar, bütün kasıtları, bütün delaletleri, tercih sebepleriyle anlatmakta benzeri bulunmaz denilebilirdi.
1000Kitap