Bir Kentin Şampiyonluk Hafızası
10/10
·371 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Trabzonspor’un 1975-76 şampiyonluğu yalnızca bir futbol başarısı değildi; Türk futbolunda ezberi bozan bir milattı. Hakan Kulaçoğlu’nun O Sene: 1975-76 kitabı da bu büyük yürüyüşü sadece maçlarla değil, dönemin Türkiye’siyle, şarkılarıyla, siyasetiyle ve gündelik hayatıyla birlikte anlatıyor. Bir kentin umudu, bir takımın inancı ve Anadolu’nun futboldaki sesi o sezon bordo-mavi renklere büründü. Bu yüzden o şampiyonluk hâlâ yalnızca hatırlanmıyor; yaşanmış bir zamanın ruhu gibi hissediliyor.
O Sene: 1975-76Hakan Kulaçoğlu · İletişim Yayınları · 20265 okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
'Gerçek' KADIN!
Puan vermedi·63 syf.··
2026 110. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:16
Simone de Beauvoir Ben Bir Feministim adlı eserinde daha önce yazmış olduğu Kadın - İkinci Cins 1 adlı yapıtındaki temel dinamikleri anlatımını sağlamıştır. Bu anlatımda röportaj havasında geçmesi ve yer yer Jean-Paul Sartre ve Albert Camus bahsetmesi de modern ve postmodern bir dünyanın 'eril-dişil' düzleminde kadının sıfatları ve yüklemleri tartışılmıştır. Simone de Beauvoir 'kadın' kavramını tüm sıfat ve yüklemlerinden arındırarak 'kadın eşittir insan' tanıtımı üzerinden bir evren kurmaktadır. Bu evrenin oluşsallığını sağlayacak denklemler düşünüldüğünde de 'eril' bireyin, yönetimin ve sistemin çizmiş olduğu kamusal kadın kimliğinin yıkılmasını istemiştir. Kadın kimliğinin sadece bedensel bir 'özne' olmadığını açıklamaya çalışan Simone de Beauvoir, toplumsallığın tabularındaki kadın formu yerine 'gerçek' kadın yani tüm sıfatlarından ve yüklemlerinden arındırılmış sadece insan olarak kadın olmayı savunmuştur.Buradan hareketle de feminizmin önder ve ilerici bir kuramcısı ve savunucusudur. Ben Bir Feministim eserde yer yer 'eril' düzenin birey, toplum ve kadın üzerindeki olumsuz tasavvurlarına değinirken ve bu değinme noktlarını Jean-Paul Sartre'nin de destek çıkmasıyla daha oturaklı bir biçemde kendi düşünüşünün onayını hem kendinden de hem de eril bireyden almıştır. Peki bu onama nedir? Asılda Simone de Beauvoir buna ihtiyacı varmış hissi düşüncesi ve eylemsel bağlamda ihtiyacı yok gözükmektedir. Ancak Simone de Beauvoir tanınma ve geniş kitleye ulaşma noktasında Jean-Paul Sartre omuzlarına dayanmıştır diyebiliriz. Lakin bu dayanma körü körüne değildir. Yeri geldiğinde Jean-Paul Sartre eleştirilerini katışıksız ve saf bir yargılamayal hem nesnel hem de öznel bağıntılarla sunmuştur.Diğer bir açıdansa Simone de Beauvoir kadn ve aile tandeminde iki kutbunda normlar ve dayatmalardan arındırılmasını hatta yıkılmasını vaaz etmiştir. Bu vaazdan hareketle düşünürün savı modern çağ ve postmodern çağda net bir
Ben Bir FeministimSimone de Beauvoir · Kadın Çevresi Yayınları · 1986191 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:15
Ömer Hayyam , Nişabur’da doğmuş İranlı bir şair, matematikçi, astronom ve filozoftur. Daha çok rubaileriyle tanınır fakat bugün ona ait olduğu söylenen bütün dörtlüklerin gerçekten ona ait olup olmadığı kesin değildir. Kitaba başlamadan önce hakkında küçük bir araştırma yapmıştım. İnsanların bu eser konusunda ikiye ayrıldığını görmek dikkatimi çekti. Sevenler Hayyam’ın düşünce dünyasını derin ve etkileyici bulurken, sevmeyenler ise daha çok dörtlüklerde geçen şarap, meyhane ve yer yer inançla çatışabilecek ifadeler sebebiyle kitaba mesafeli yaklaşıyor. Açıkçası kitabı pek sevmedim ama tamamen de değersiz bulmuyorum. Yine de okunabilecek kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü ilk bakışta yalnızca aykırı fikirler ve dünyevi imgeler öne çıkıyor gibi görünse de satırların altına indikçe insanın faniliği, hayatın geçiciliği ve hakikati arama çabası kendini gösteriyor. “Dedim artık bilgiden yana eksiğim yok Şu dünyanın sırrına ermişim az çok Derken aklım geldi başıma, bir de baktım Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.” Hayyam’ın en güçlü yanı insanı düşünmeye zorlaması. Bazı dörtlüklerde sorgulatan, bazılarında rahatsız eden, bazılarında ise insanın içine dokunan bir taraf var. Özellikle sevgi üzerine yazdıkları, onun yalnızca hayatı sorgulayan değil, aynı zamanda insan ruhunu da derinlemesine anlayan biri olduğunu hissettiriyor. “Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi Gençlik destanının baş kaynağı sevgidir sevgi Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi” “Yüce Varlık bize bir beden verince Sevmesini öğretti her şeyden önce ....” “Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin”
Edebiyat
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
7/10
·250 syf.··
2026 6. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:01
Vay be... Cidden vay be... Gözlerim dolu dolu bitirdim. Bu arada kitabı okumadım, storytel'den dinledim, seslendirenlerle ilgili bir çift laf etmezsem hatırları kalır, başta Murat Eken olmak üzere hepsi harika iş çıkarmış, tebrik ederim. Storytel'de genellikle bir kitabı tek bir seslendirmen okur, bu yüzden bazen diyalogları takip etmesi ve iç sesi diyalogdan ayırt etmesi zor olur ama bu kitapta her karakteri ayrı bir kişi seslendirdiği için takip etmekte hiç zorlanmadım. Gelelim kitabın içeriğine... Aslında son kısma gelene kadar fikirlerim oldukça olumsuzdu, hikâyenin kurgusu çok basit, yer yer de klişe gelmişti, hele bazı yan karakterlerin hayat hikâyeleri yeşilçam filmlerinden aşırma gibiydi. Tabii bir kitabı dinleyerek takip etmek, okuyarak takip etmekten daha zor benim için. En basitinden, dinlediğim kitapları çoğu zaman ya yolda ya ev iş yaparken, yani hareket halindeyken dinlediğim için not alma fırsatım olmuyor. O yüzden de bu incelemeyi yazarken sadece hafızamda kalanlara güvenmem gerekiyor. Bir de çapraz okuma işini biraz abartıp aynı anda 6-7 kitaba devam ettiğim için bu kitabı ömrünüze bereket tam 76 günde bitirmişim. Neyse çok uzattım, devam edeyim... Dinlerken baş karakterimiz Arif'in sürekli yazarlardan, filozoflardan alıntılar yapması, o alıntıların üstüne söz söyleyip serbest çağrışımla aklına uçuşan apır sapır düşünceleri paylaşması hoşuma gitmişti. Tabii burada okurken edebi hazdan bayılacağınız, beyninizin yanacağı upuzun cümlelerle, bilinçakışı tekniğiyle yazılmış paragraflardan bahsetmiyorum. Bir arkadaşınızla muhabbet ederken kuracağınız basitlikte ve bazen de küfür içeren cümleler işte. Sevdim mi sevmedim mi arada kaldığım bir diğer konu da Arif'in tüm sohbetlerine yedirdiği genel kültürüydü. Yani sevgilisiyle Guinness marka bira içiyor ve
Güzel Filmler Çabuk BiterVolkan Sönmez · Kuartet Yayınları · 2026434 okunma
Dəmir Daban=Dəmir Yumruq
7/10
·301 syf.··
2026 5. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:07
Bizim Balaca Dünyamız ​Səmimi olaq: çoxumuz elə bilirik ki, həyatda tamamilə azadıq, istədiyimizi edirik. Amma Jack London " Dəmir Daban "da elə bil üzümüzə soyuq su töküb oyadır bizi. Kitabdakı o " Dəmir Daban " dediyi şey əslində sistemin, oliqarxiyanın, pulu və gücü əlində saxlayan o qudurğan elitanın ta özüdür. London deyir ki, sən fərd olaraq nə qədər güclü olmaq istəyirsən ol, əgər sistem səni əzmək istəsə, o ağır dabanı ilə üstündən keçər. İnsan oxuduqca fikirləşir: görəsən biz həqiqətən öz həyatımızı yaşayırıq, yoxsa sadəcə kimlərinsə qurduğu böyük oyunun oyuncaqlarıyıq? ​ Ernest yoxsa Ernesto Che Guevara ? Ernesti oxuduqca gözümün qabağına birbaşa Ernesto Che Guevara gəlir! Elə bil Cek London illər əvvəldən Ernesto Che Guevara gələcəyini görüb onu kitaba yazıb. Ernest də eynilə Çe kimi güzəştsizdir, dikbaşdır, haqsızlığa dözə bilmir. Çe Gevara o məşhur baretini taxıb dağlarda, meşələrdə necə canını qoyurdusa, Ernest də burjuaziyanın o dəbdəbəli salonlarında, intellektual debatlarında eyni cəsarətlə vuruşur. Hər ikisində o "həyatı baha-baha satmaq" instinkti var. Ernest sadəcə kitab personajı deyil, o, haqsızlığa qarşı sıxılan o yumruğun, o üsyankar ruhun rəsmidir. Ernest elə Çe-dir, sadəcə əlində silah yox, fəlsəfə var. ​Gələcəkdən Gələn Qorxulu Pıçıltı ​Bu kitab niyə adamın canına üşütmə salır bilirsiniz? Çünki yazılmasından bir əsr keçib, amma bu gün baxırsan ki, hər şey nöqtə-vergülünə qədər düz çıxır. Medianın bizi manipulyasiya etməsi, böyük şirkətlərin dünyanı idarə eləməsi, alqoritmlərin beynimizi yuması... London elə bil 100 il əvvəldən bu günün dünyasını görüb "Dəmir Daban" adlandırıb. Kitabı vərəqlədikcə anlayırsan ki, o daban hələ də başımızın üstündə fırlanır, sadəcə indi adı "modern dünya" olub. ​ ☆☆☆○○ ​ Kitab niyə mənim üçün 10-dan 10 deyil, təmiz bir 7-likdir? Çünki Cek London bəzən
1000Kitap
Dəmir DabanJack London · Qanun Nəşriyyatı · 201419,4bin okunma