19 Haziran
"Hayatın akışı hakkındaki düşüncelerinin seni üzmesine izin verme. Seni bekleyen kötü şeylerin olduğu fikriyle aklını doldurma. Şu an karşındaki soruna odaklan ve bunun neden dayanılmaz olduğunu ve neden buna katlanamadığını sorgula." Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler, 8.36
Sayfa 194
Alıntı
Bakara-2: ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَیْبَ ۚۛ فٖیهِ ۚۛ هُدًى لِلْمُتَّقٖینَ ۙ Meali: Bu, (öyle bir) kitaptır* ki onda (ve onun İlâhî kelâm olduğunda){2} hiç şüphe yoktur. O, muttakîlere (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere)** doğru yolu gösteren (öğreten)dir. * İkinci âyette; yüce kitap Kur’an’ın doğruluğunda hiç şüphe olmadığı ve onun muttakîlere, yani Allah’ın kulu olduğunun bilincinde ve sorumluluğunda olanlara doğru yolu gösteren ve hayata İslâmî yön veren ilâhî bir kaynak olduğu bildirilmektedir. Kur’an’ı ilâhî bir kitap olduğunu ve hayattaki insanlara indiğini bilerek ve mânası üzerinde düşünerek okuyanlar, Resûlü’nün önderliğinde O’ndan gelen ilâhî ışıkla doğru yolu bulur; Kur’an’sız bir düşünceden ve ona ters düşen bir yaşantıdan uzak kalır. Artık müslüman bilir ki Allah’ın sözünden, hükmünden ve gösterdiği yoldan daha doğrusu yoktur.{3} Bu sûrenin baş kısımlarında üç türlü insan sınıfından söz edilmektedir. 2-5. âyetlerde iman ve İslâm’ın esasları ile mü’minlerin özellikleri özetlenmektedir. 6-7. âyetlerde kâfirlerden, 8-20. âyetlerde de kâfirlerin bir çeşidi olan münâfıklardan ve hallerinden bahsedilmektedir.{4} ** Kur’an’da takvâ ile ilgili 170 kadar kelime geçmektedir. Takvâ sakınmak, korunmak anlamında olup “muttakî” de takvâ sahibi demektir. Kur’an’da ise Allah’ın azabından korunma, günahlardan sakınma anlamındadır. Netice olarak takvâ, Allah’ın emirlerine uygun yaşamaktır. Dolayısıyla burada, âyetlerdeki yerlerine göre, bu anlamların birini kullanmayı uygun bulduk. Dipnotlar: Dipnot 2: bk. 32/2 Dipnot 3: bk. 5/50; 17/9 Dipnot 4: Elmalılı, I, 485
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fâtiha-6: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَ ۙ Meali: Bizi doğru yola (İslâm’a) ilet (İslâm ile yaşat). Fâtiha-7: صِرَاطَ الَّذٖینَ اَنْعَمْتَ عَلَیْهِمْ ۙ غَیْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَیْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖینَ Meali: Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet);{7} (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).* (Âmin...)** * Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi.{8} Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. “Din vicdan işidir.“ diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dinî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usûl ve üslupla bastırmak insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur. ** Âmin, “Öyle olsun, kabul eyle” anlamındadır ve “âmin” demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîler’de imam ve cemaat sessiz; Mâlikîler’de yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîler’de imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmele, İmam Şâfiî’ye göre sûreye dâhil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. İmâm-ı Âzam ve Mâlik’e göre yedinci âyet “gayri’l-magdûbi...”dir. Dipnotlar: Dipnot 7: bk. 4/69 Dipnot 8: bk. 2/90; 5/77; 58/14
Kitap Alıntısı
Hümeze Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Yüz yüze veya arkadan çekiştiren, kovuculuk yaparak insanları birbirine düşüren/kaş göz işareti yapıp alay eden her kişiye lanet olsun! 2. O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı, 3. Sanır ki, malı sonsuzlaştıracaktır kendisini. 4. Hayır, iş, sandığı gibi değil! Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana/Hutame'ye. 5. Hutame'nin ne olduğunu sana öğreten nedir? 6. Allah'ın, ateşidir o, tutuşturulmuş 7. Ki, tırmanıp işler yüreklere. 8. O, onların üzerine kilitlenecektir. 9. Uzatılmış sütunlar arasında.
Sayfa 49 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Kaaria Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. O Kaaria, o şiddetli ses çıkararak çarpan. 2. Nedir Kaaria? 3. Kaaria'nın ne olduğunu sana bildiren nedir? 4. O gün insanlar, çırpınarak yayılmış pervaneler gibi olurlar. 5. Dağlar, didilmiş renkli yün gibi olur. 6. İşte o gün, tartıları ağır basan kişi, 7. Evet o kişi, hoşnutluk verici bir yaşayış içindedir. 8. Tartıları hafif çekeninse, 9. Anası, Hâviye'dir. 10. Onun ne olduğunu sana bildiren nedir? 11. Kızışmış bir ateştir o!
Sayfa 46 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı