Nüfusun %80'i kırsal bölgede yaşamaktadır. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe bir hayat sürmektedir.
40.000 köyün 37.000'inde ne okul, ne yol, nede hastane vardır.
40.000 köyde 1 1 milyon insan yaşamakta ama sadece %2'si okuma yazma bilmektedir.
1922 yılında yapılan araştırmaya göre 1950 köyde sığır vebası hastalığı vardır.
Kurtuluş savaşı sırasında 830 köy tümüyle, 930 köy ise kısmen düşman tarafından yakılıp yıkılmıştır.
Yanan bina sayısı 114.408, hasar gören bina sayısı ise 11.104'dür. Nerdeyse bütün ülkeyi yeniden inşa etmek gerekmektedir.
4 mevsim kullanılacak durumda karayolu neredeyse yoktur. Toplam karayolu uzunluğu 2500 kilometreyi geçmemektedir.
Anadolu'da bulunan 3765 km. demiryolunun 1 metresi bile bizim değildir.
Denizcilik acınacak durumdadır çünkü Il. Abdülhamit döneminde donanma Haliç'te çürütülmüştür.
Toplam nüfusun % 82 si tarımla uğraşmaktadır. Ülke gelirinin % 52'si tarımdan elde edilmektedir. Ancak tarım ilkel yöntemlerle yapılmakta, topraklar bilinçsiz işlenmekte olduğu için üretim verimli olmamaktadır.
Ziraat mühendisimiz yok denecek kadar azdır.
Ekmeklik unumuzun çoğu dışarıdan geliyor.
Sığır vebası sayıları zaten az olan hayvanları öldürüyor.
Köylü topraksız, birçoğunun sığırı ve sabanı bile yok.
Doğu illerimizde, değil Cumhuriyet yönetimiyle, insanlıkla ve Müslümanlıkla bağdaşmayan ağa, derviş ve aşiret düzenleri var.
Çıkacağımız bu yolculukla, tüm insanların kalplerinde cömertliğin yer aldığını ve kaderimizin mutluluk içinde yaşamak olduğunu bütün dünyaya kanıtlayacaktık.