kan sporu // (1988) — 1988 yapımı, `jean-claude van damme`'ı jean-claude van damme yapan, mahalledeki her çocuğu bacak açma egzersizleri yapmaya zorlamış efsanevi filmi. (bkz: bloodsport). trt ekranlarında `pazar sineması` kuşağında ya da star tv'nin bol reklamlı gece yarısı kuşağında `parliament sinema kulübü` de az izlemedik bunu. `frank dux` isimli bir abimizin (ki kendisi gerçekte var olduğunu iddia etse de hikayeleri hep bir şehir efsanesi tadındadır) gizli bir yer altı dövüş turnuvası olan "`kumite`"ye katılmasını anlatır. filmdeki her şey mi ikonik olur arkadaş? `jcwd`'ın turnuvaya alınmak için tuğlayı değil de altındaki tek bir mermeri kırdığı o sahne. `gözlerine kireç fırlatıldıktan sonra kör` `topal dövüşüp, hocasının` "gözlerinle değil kalbinle gör frank!" felsefesiyle `chong` li'yi patates etmesi. her dövüşçünün kendine has dövüş stili (özellikle maymun stili dövüşen abimiz favorimdi). ve tabii ki filmin ana kötüsü `chong li`'yi oynayan `bolo yeung`. adamın göğüs kaslarını oynatarak yaptığı psikolojik baskıyı bugün mc fit spor salounda ki hocalar yapamıyor. — dövüş sahnelerindeki o yavaş çekimler (`slow motion`) ve `van damme`'ın havada döner tekme atarken attığı o unutulmaz çığlıklar sinema tarihine altın harflerle kazınmıştır. oyunculuklar yerlerde sürünür, senaryo düz çizgilidir ama hissettirdiği o saf `80'ler` aksiyonu ve gaza getiren müzikleri için bugün bile oturup baştan sona sıkılmadan izlenir. - `frank dux`'ın `kumite`'de finale çıkıp `chong li`'yi pes ettirirken attığı o son çığlık eşliğinde bacak bacak üstüne atıp çay içmek... 90'larda çocuk olmanın en büyük lükslerindendi. hastasıyız. appraf.com/title/movie/blo... [cdn.eksisozluk.com/2026/6/11/f/f9b...
"Why women kill" ilk sezonunda 60'lar, 80'ler ve günümüzde yaşayan üç kadını; ikinci sezonunda 1949'da yaşanan kadın merkezli olayları konu alıyor. Oldukça sürükleyici, komik, sıcak, gerilim dolu bir dizi. "Bir bakayım nasılmış" dediğim dizide aynı gün sezon finalini gördüm 😅 şimdilik 20 bölümünü amazon prime'da bulabilirsiniz. Bayılacaksınız ❤️
Dizi/Film
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gece İçin Müzik
60'lar muhteşem 70'ler idare eder 80'ler Efsane..... Joan Jett - The Blackhearts I Love Rock 'n' Roll youtube.com/watch?v=t5ecqUh...
Toplum ve Birey
Beğenilerimiz, standartlarımız, belki de yaşadığımızı sandığımız veya bizim kendi özgürlüğümüz doğrultusunda biçim aldığını sandığımız hayatımızın çizgisini gerçekten biz mi belirliyoruz. Popüler kültürün etkisinde ki yaşam biçiminizi bir gözden geçirin! Şuan giydiğiniz kıyafetlerin kendi varoluşunuzun size kattığı zevklerden esinlendiğini düşünüyorsunuz. Oysa ki 80' ler dönemine ışınlansaydınız muhtemel olarak o dönemin popüler kültürünün saç tarzını, elbise biçimini üzerinizde görürdünüz. Sevmediğiniz çoğu popüler kişilikleri takip ettiğinizi kendinize itiraf edemiyorsunuz. Fikirlerinizin uyuşmadığı insanlar olmasına karşın sizi güldürmeleri, heyecanlandırmaları, dopamininizi geçici haz ile yoğurdukları için onları izliyorsunuz. Toplumun kabul gördüğü çoğu durumlar yanlış veya doğru olsun;siz de bunu kanıksadığınız için artık yorum gücünüzü kullanamıyorsunuz. Yine toplumun çok sevdiği bir yazar olsun bu o toplumda kutsal bir yer edinmiş olursa sizinde gözünüzde o imaj değişmiyor ve farkında olmadan eleştiri gözlüğünüzü - doğru biçimde tabiki- kullanamıyorsunuz. Toplumun Ferdi olmak bireysellikten iyi olsa da söz konusu bireysel yaşam alanına müdahale söz konusuysa bu konuda kutsal olan yaşam kurallarını kullanmak daha doğru bir yoldur.
Duygu ve Düşünce
Dünyaya kitap okumak,yeni sahafçılar keşfetmek,80'ler plak dinlemek ve 45'lik plak koleksiyonu yapmak için gelmişim
Z kuşağında sadece Türkiye'de değil başta abd olmak üzere avrupa'da, güney kore'de çin'de da ev gençlerinin olması tesadüf değil. (Türkiye'de ev genci, avrupa ve abd'de quiet quitting(sessiz istifa), güney kore'de sampo kuşağı, çin'de tang ping(anlamı sırt üstü yatmakmış)) Türkiye'de iş şartları ve okuduğu bölüme uygun iş olmaması dolayısıyla aile evinde yaşayan gençlerin sayısı milyonları buluyor. Bunlar ne istihdamda ne de eğitimde. Burada sadece Türkiye özelinde bakarsanız tembel ve boş nesil diyebilirsiniz. Ama bu şu an tüm dünyada bu nesil özelinde yaşanıyor. Şimdi tabii doğrulamak için baktım: NEET (Not in Education, Employment, or Training - Ne Eğitimde Ne İstihdamda) deniyormuş. Ve altı uzun uzun kırmızı kalemle 4-5 defa çizilmesi gerek konu: uluslararası literatürde bu NEET durumunda olan gençler tembel değil. Karın tokluğuna, güvencesiz ve haklarının gasp edildiği (nöbet ücretinin ödenmemesi, sahte zam vaatleri) şartlarda çalışmak istemiyorlar. Kapitalizm 2. dünya savaşından sonra komünizm korkusuyla toplum-devlet-işçi-birey ile sosyal sözleşme yaptı. (sadece abd'de değil daha ingiltere daha 1942 yılında Beveridge Raporu yayınlandı ve uygulamaya konuldu.) Ucuz konutlar, iş emeğinin oranıyla artan ücretler, ücretsiz kaliteli sağlık ve eğitimle dünya altın dönemlerini yaşadı. "1948'den 1979'a kadar işçi verimliliği %118 artarken, işçi ücretleri de paralel olarak %107 arttı. Beraber kazandılar. Ancak 1979'dan 2020'ye gelindiğinde tablo korkunçtur: Verimlilik %61 artmaya devam ederken, reel ücretler sadece %17 artmıştır." tespiti doğrudur. Ve marjinal(zengin) gelir verigisi 1950'de %91'di. O yüzden abd'de 1945 ile 1975'ler altın 30 yıl olarak adlandırılıyor. 80'lerde margaret thatcher ve ronald reagan neoliberalizmle devlet piyasalardan tamamen çekilmeli

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
z kuşağı, harca harca bitmez.. pardon, a101..
bulunduğum yerde ikamet eden bir arkadaşın kız kardeşi geçen sene haziran ayında tıbbi sekreterlik bölümünden mezun olmuş.. iki ay sonra bir eczanede -yol ve yemek içerisinde- 20.000 lira maaşla işe girmiş.. çalışmaya başladığı eczane sahibi kendisine; 'sen şimdi bu maaşla işe başla.. işi biraz öğren maaşına iyileştirme yaparız..' demiş.. devamında bu şartlar altında çalışmaya başlayan kıza eczane nöbet günlerindeki mesai ücretini de vermemişler.. kız, bunu eczane sahibine dile getirdiğinde eczane sahibi bu kez de kendisine; 'zaten eylül ayı sonuna geldik, sene sonuna kadar bu şekilde devam edelim.. sene başında maaşına yapacağımız iyileştirme sırasında bu nöbetlerden alman gereken ücreti de yansıtırız..' demiş.. kız, buna da tamam deyip çalışmaya devam etmiş.. 2026 yılında yukarıda yazdığım şartlar altında eczanede çalışan kızın 20.000 lira olan maaşını yine yol ve yemeğin içerisinde olması kaydıyla 25.000 lira yapmışlar.. kız, 2026 ocak maaşını bu şekilde aldıktan sonra kendisine geçen sene söylenenleri dile getirdiğinde eczane sahibi kıza eczanenin beklenenin dışında artan giderleri olduğunu işleri kısa sürede yola koyup kendisine kendisinin geçmişteki mağduriyetlerini de giderecek şekilde zam yapacağını söylemiş.. kız, yine tamam demiş.. eczane sahibi 2026 şubat, mart, nisan aylarında da sözünü tutmayınca, kızın abisi gidip eczane sahibi ile konuşmuş.. eczane sahibi kızın abisine, hazirandan önce kız kardeşine zam yapamayacağını, belki haziran sonrası kızın maaşını içerisinde yol, yemek, nöbet ücreti de olacak şekilde 30-32 bin lira yapabileceğini söylemiş.. bunları duyan kızın abisi kız kardeşi ile konuşup kendisinin emeğinin sömürüldüğünü, oyalandığını anlatıp kız kardeşini eczaneden ayrılması konusunda ikna etmeye çalışmış.. kız kardeşi kendisine iş arayıp