İçinden, birden namaz kılmak geçti, yıllardır namaz kılmamıştı. Dış avluda, abdest almak için musluklu bir şadırvan vardı, yeniden oraya çıktı ama suya yaklaşınca abdest almaya üşeneceğini anladı, şadırvanın yanından geçip saat kulübesinin ordaki kapıdan dışarıya çıktı, kendisi için artık çözümlenemez, derin, ukdeli şeyler düşünmeye başladı:demek inancı yoktu artık...
Bizi, varlığını bilmediğimiz, yaşamadığımız ama özlemini çektiğimiz bir dünyayla şartlandırdı, gerçek bir dünyaydı bu, bir gün bütün insanların yaşayacağı öyle bir dünyada yaşamaya özendirdi. Biliyorduk, öyle bir dünyada yaşamasak mahvolacaktık ve bu, hayatın sonu olacaktı. Dağların hallaç pamuğu gibi göklere savrulacağı gün gelecekti, kendi yüreğinde bile sığınacak, kaçacak bir yer bulamayacağın, milyarlarca insan arasında yapayalnız, kendi başına kaldığın gün. Bütün doğru haberciler ve sen... yapayalnız.. itirafa hazır bir çaresizlikle sonsuz bekleme anları..
"Vakit.. insan ne yapacağını şaşırıyor. Yani sıkıntı büyüdü mü insanın içinde diyorum.. yalnızlık.. bir çeşit intihar gibi.. çünkü kendini yitiriyorsun, çoğu kez bunun farkında da değilsin, asıl o zaman ölmüş gibi oluyorsun."