Büyükçekmece'de tahmini benim yaşlarda veyahut benden büyük bir hanımefendi var. İlçe merkezine gidince denk geliyorum ister istemez. Ruh sağlığı yerinde olmadığı aşikâr çünkü hiddetli hiddetli kendi kendine konuşuyor, birini eleştiriyormuş gibi davranıyor vs. Şimdi bizim kuşak malûm önceki ve sonraki kuşakların miladı. Ailelerimiz bizi "inşallah bizden de bir peygamber çıkar" ümidiyle mi yetiştirdi bilmem ama gözlememim şudur ki: Allah'a yönelmeyen akranlarım çok rahat kafayı yiyorlar. Kendilerini infilak ediyorlar yani. Bende bazen bir şeylere sinirleniyorum kendi kendime sövüp sövüştürüyorum vs. Bu zamanda zaten cennette olsa yine kafasındaki kurguyla yaşar işte hâliyle yine sadece bizim kuşak yani 90lar ailesi haricinde dertleşecek bir samimi dost, aklı selim bir ortam bulamayınca kafayı yiyor. Ben Büyükçekmece'nin Gürpınar semtinde yaşıyorum millet ağzını açıp konuşsa aklından geçene inanıp ona göre karşısındakine muamele yapıyor karşısındaki de onun söylemini kafasında kurgulayıp ona göre dönüyor. Ortalık oluyor kısır döngü. Şimdi diyorum da iyi ki de ben Kur'an okumaya başladım, podcast yayını yapıyorum vs.