Siz ne düşünüyorsunuz?
Puan vermedi
Amcamın kıymetli bir hediyesi vesilesiyle başladığım ve Metin Karabaşoğlu’nun kalemiyle ilk defa tanıştığım bu kitap, maalesef 96. sayfada yarım bırakma kararı aldım. Kendimi, yazdıklarını zorla tüketen bir okur olarak değil, hissettiği soğukluğun arkasında duran bir okur olarak görüyorum. Kitap genel hatlarıyla hayata, insana ve inanç dünyasına dair felsefi/dini pencereler açan, yazarın kendine has denemelerinden oluşuyor. Karabaşoğlu’nun akıcı ama bir o kadar da keskin, kendi felsefesini mutlaklaştıran bir kalemi var. Ancak 96. sayfadaki “Kim Payidar Kalacak?” başlıklı bölüme geldiğimde, yazarın bakış açısı ile benim tarih ve saygı anlayışım arasında çok net bir zıtlık belirdi. Yazar bu bölümde, ahiret ve fani/baki kavramlarını işlerken Atatürk’ün o bilinen "Benim nâçiz vücudum..." sözünü kelime kelime masaya yatırıyor. Dünyevi yapıların geçiciliğini anlatmak adına, bu devletin kurucu vizyonunu ve o vizyona emek veren milyonların gayretini "boş bir vehim" veya "aldanış" olarak nitelendiriyor. Ben ne bir fikrin körü körüne fanatiğiyim ne de tarihi tek bir dönemden ibaret görenlerdenim. Benim nazarımda tarih bir bütündür; Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar bu topraklar için can vermiş, kan dökmüş padişahlar, sultanlar, cephedeki erler ne kadar saygıya layıksa, cumhuriyetimizin kurucusu da o kadar saygıya layıktır. Din veya inanç üzerine bir şeyler yazılırken, toplumsal hassasiyetlere ve kurucu değerlere karalamadan, incitmeden, saygı çerçevesinde yaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Kimine göre bu sayfada yazılanlar sıradan bir eleştiri olarak görülebilir, saygı duyarım. Ancak benim için hassas olduğum konularda bir kitaptan soğumak, o yolculuğu bitirmek için yeterli bir sebeptir. Amcamın emeğine saygı duymakla birlikte, kendi düşünce dünyamla taban tabana zıt giden
Din
Küçük ŞeylerMetin Karabaşoğlu · İz Yayıncılık · 2018293 okunma
Ne Okuyorum Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar? Tolstoy'un zamansız klasiklerinden "İnsan Neyle Yaşar?" ile derin bir yolculuktayım. Kitabın sorduğu o temel soru içimde yankılanıyor: "İnsana ne verilmiştir, insanda ne yoktur ve insan neyle yaşar?" Sayfalar ilerledikçe insanı kendi içine döndüren bir Tolstoy klasiği... Okurken altını çizdiğim o güzel cevapla paylaşmak istedim: "Anladım ki insan, kendisini düşünerek değil, sevgiyle yaşar." Yayınevi: @isbankasikulturyayinlari Dizi | Alt Dizi: Dünya Klasikleri | Rus Edebiyatı Tür: Öykü Sayfa Sayısı: 96
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234bin okunma
Reklam
Müfid Ekdal - Kadıköy Konakları
Puan vermedi
20. YY Kadıköyü tarihi ile ilgili en önemli kaynaklardan biridir, müellifin diğer kitapları da çok önemlidir. En son Kadıköy Belediyesi neşrediyordu. Said Naum Duhanî’nin Beyoğlu’nun 19. YYna ışık tuttuğu gibi (Eski İnsanlar Eski Evler) Ekdal’ın bu kitabı da Kadıköy’deki konakları, sakinlerini, yaptığı işleri vs. sosyal tarihe dair çok şey anlatır. 2026 Haziran’ında Rahmi Koç’un, Türkiye’de linç edilen en yaşlı vatandaş ünvanı almasının müsebbibi bu kitabın 90-95. sayfasında yer verilen bir doktorun anılarıdır. Koç, ya bu kitabı okuyup fıkra haline getidi ya da Moda Deniz Kulübü’nde oturduğu bir masada kahkahalar eşliğinde bu fıkra anlatıldı. Zihninde yer etmiş olacakki, o da malum hastane açılışında 96 yaşına mütecaviz bir ihtiyarken fıkrayı hatırlayıp anlattı.
Kapalı Hayat KutusuMüfid Ekdal · Yapı Kredı Yayınları · 20140 okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,3bin okunma
6/10
·96 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 23:21
Merhaba kitap severler Size bir Türk edebiyatı klasiği ile geldim Çingene Ahmet Mithat Efendi 96 sayfa 10/6 Şems Hikmet Bey, ailesi ile yaşayan bir beydir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte Kağıthane tarafları kayıkla açılırlar. Orada bir çingene kızı ile tanışır ve ona ilk görüşte aşık olur. Kızın müziğe ve enstrümana olan yakınlığı, çabucak öğrenmesi Şems Hikmet Bey'i cezp eder ve çingene kızı Ziba ya eğitim vermek ister. Eğitim ile onun bir hanımefendi olacağını düşünür. Neredeyse bir sene eğitim aldırır... Bakalım Ziba eğitim alınca değişecek mi yoksa içindeki çingenelik baki mi kalacak? Şems Hikmet Bey onu kabul ettirip evlenecek mi? Güzel, felsefe tarafı da biraz yoğun bir kitaptı. Yazarın Esrar-ı Cinayet adlı eserini de okumuştum, kendi düşüncelerine kitap için de yer veren bir yazar. Alıntılar Aslında maya insan olduğundan yine insan sayılır. Her ağaç her zaman eğilebilir. Sendeki bu güzellik beş para etmez. Ancak sevdayı cinnet derecesine vardıracak kadar hislerine yenik düşenlerden olmayacağınızı da bilirim.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,985 okunma
8/10
·128 syf.··
2026 10. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:55
Kişisel Notlarım / İnceleme; ​Kitap başta çok sıkıcıydı, hatta ne yalan söyleyeyim hiç sarmayacak sandım. Ama biraz sabredip içine girince olay tamamen değişti; resmen bir oturuşta bitirdim. Çocukken yanlışlıkla arkadaşını vuran bir adamın o eski kafaları, fakirliği ve acayip insanları hatırlamasını anlatıyor. Yazar öyle bir anlatmış ki, o çocuksu ama bir yandan da tuhaf havayı okurken hiç sıkılmadım. Geçmişteki o saçma sapan anları ve insanın içinden atamadığı o pişmanlık hissini çok güzel vermişler. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim; ilk başta sıksa da sonradan insanı acayip sürükleyen, çok başarılı bir iş olmuş. ​Kitap Detayları; ​TÜR: Nostalji / Psikolojik / Roman ​SAYFA SAYISI: 96 Sayfa ​PUAN: 8.5/10 ​KİTAP DURUMU: Kitaplığımda ​ALINTI: "Ama rüzgâr her şeyi alıp götürmeyecek, sadece toz haline gelmiş o eski anıları savuracak."
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026162 okunma
Reklam
Reklam