Telefonlar Elimize Yapışsa Ne Olurdu?
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:49
​Hepimizin evinde tanıdık bir manzara vardır: Bir araya gelindiğinde bile gözü sürekli ekranda olan çocuklar (ve bazen biz yetişkinler!). İşte “Telefon Melefon Yok!” tam olarak bu güncel ve hepimizi gülümsetirken düşündüren durumun tam ortasına bırakıyor bizi. ​Hikâye, telefonlarını bir saniye bile ellerinden düşürmeyen Berk ve kuzenlerinin etrafında dönüyor. Aile büyüklerinin tüm uyarılarına kulak tıkayan bu ekip, büyük dedelerinin 98. yaş günü partisinde bile ekranlara gömülmüş durumdadır. Ancak büyük dedenin pasta mumlarını üflerken tuttuğu o gizemli dilek, her şeyi altüst eder: Çocukların telefonları bir anda ellerine yapışır! ​Çocukların bu tuhaf durumdan kurtulmak için çabalarken düştükleri komik durumları izlediğimiz kitap, teknolojiyi tamamen yasaklamayı değil; onun hayatımızdaki yerini sorgulatmayı amaçlıyor. Telefon elimize yapışıkken yemek yemek, giyinmek, hatta banyo yapmak ne kadar zor olabilir? Peki ya ekransız bir dünyada birbirimizin yüzüne bakarak sohbet etmek aslında ne kadar kıymetli? Eğer çocuğunuzla ekran süreleri yüzünden tatlı sert çatışmalar yaşıyorsanız ve "Bırak artık şu telefonu!" demekten yorulduysanız, bu kitap size parmak sallamadan, mizah yoluyla harika bir kapı aralayabilir. Kesinlikle kütüphanenizde yer açmaya değer!
1000Kitap
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,596 okunma
ÖZETLENMİŞ İNCELEME
Puan vermedi·128 syf.·
2026 15. kitabı
ÖZETLENMİŞ İNCELEME Vitruvius’un Gölgesinde Kalan Kadın: Ralph Fox’un “Roman ve Halk”ında Eril Evrensellik ve Edebiyatta Kadının Yokluğu Özet Ralph Fox’un “Roman ve Halk” (1937) eseri, Marksist edebiyat eleştirisi içinde, kapitalist yabancılaşmaya karşı “Bütünlüklü İnsan” (The Whole Man) idealini öne çıkaran temel bir metindir. Ancak, Fox’un bu ideali inşa ederken temel referansı olan Rönesans hümanizmi ve onun simgesi “Vitruvius Adamı”, görünüşte evrensel, özünde ise derin bir şekilde eril (masculine) bir özne tasarımıdır. Bu makale, Fox’un “epik kahraman” ve “Bütünlüklü İnsan” arayışını, Vitruviusçu bir erkeklik kurgusu olarak feminist bir perspektiften eleştirmeyi amaçlamaktadır. Argümanımız, Fox’un evrensel olduğunu varsaydığı “İnsan” kategorisinin, aslında Batılı, erkek ve burjuva bir özneyi merkeze alarak, kadını bu evrensellik anlatısının dışına ittiği veya onu ikincil, tamamlayıcı bir konuma hapsettiği üzerine kuruludur. Makale, öncelikle Vitruvius Adamı imgesinin tarihsel ve cinsiyetçi doğasını ortaya koyacak; ardından Fox’un bu imgeyi edebiyat teorisine nasıl aktardığını ve bunun “kahraman”, “yaratıcı deha” ve “tarihin öznesi” gibi kavramları nasıl eril bir şekilde kodladığını analiz edecektir. Son olarak, bu eril evrensellik iddiasının, edebiyat tarihi ve eleştirisinde kadın yazarların, karakterlerin ve deneyimlerinin sistematik olarak “yok sayılması”, marjinalleştirilmesi veya çarpıtılarak temsil edilmesiyle nasıl doğrudan bir ilişkisi olduğu, Virginia Woolf, Simone de Beauvoir ve Elaine Showalter gibi feminist teorisyenlerin çalışmalarına atıfla gösterilecektir. Fox’un kapitalizm eleştirisi değerli olmakla birlikte, önerdiği estetik ideal, ataerkil tahayyüllerle iç içe geçmiş olduğu için, kadının edebi ve tarihsel varlığına dair kapsayıcı ve
Roman ve HalkRalph Fox · Ayrıntı Yayınları · 201915 okunma
Reklam
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:53
Bitmesini hiç istemediğim, sıcacık ve yüzümde kocaman bir gülümseme bırakan bir kitapla geldim bugün. 🩷 Bekar ebeveyn teması, huysuz x gün ışığı karakter dinamiği ve ilk görüşte başlayan o karşı konulamaz çekimle kalbimi fetheden bir hikâye oldu. Jess ve River arasındaki uyum o kadar güzeldi ki sayfalar akıp gitti. Özellikle River'ın Jess'in kızı Juno ile kurduğu ilişkiye bayıldım. Juno'nun olduğu her sahne kitabın sıcaklığını daha da artırdı. River utangaç ve içine kapanık biri olmasına rağmen Jess'e karşı hislerini saklamayan, duygularını açıkça gösteren bir karakterdi. Jess ise kızını tek başına büyütmeye çalışan, güçlü, ayakları yere sağlam basan bir anneydi. Karakterlerin gelişimini ve birbirlerine yaklaşmalarını okumak çok keyifliydi. Son sayfalarda River bazı şeyleri eline yüzüne bulaştırsa da Jess sayesinde sahip olduğu en değerli şeyleri kaybetmediğini düşünüyorum. Kafa dağıtmalık, tatlı, romantik ve insanın içini ısıtan bir hikâye arıyorsanız bu kitap tam size göre. Ben çok severek okudum ve gözüm kapalı tavsiye ederim. Konusundan kısaca bahsedecek olursam; Jess bekar bir annedir. En yakın arkadaşıyla sürekli gittikleri kafede, her sabah aynı saatte kahvesini almaya gelen ve kendi aralarında "Americano" lakabını taktıkları River'ın aslında bir genetik mühendisi olduğunu öğrenirler. River, insanların genetik uyumlarını analiz ederek eşleşmeler yapan bir uygulama geliştirmiştir. Merakına yenilen Jess, ilk başta bu fikre mesafeli yaklaşsa da kendini sorguladığı bir anda arkadaşının onun adına aldığı test kitini kullanarak tükürük örneğini şirkete gönderir. Sonuçlar geldiğinde ise hayatı tamamen değişir. Çünkü sistem ona %98 oranında uyumlu olduğu bir "Elmas Eşleşme" bulmuştur. Üstelik o kişi, her sabah kahvesini alıp sessizce çıkan River'dan başkası
Ruh Eşi DenklemiChristina Lauren · Yabancı Yayınları · 202680 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 14. kitabı
Çocuk kitaplarına özellikle Şermin Yaşar okumaya bayılıyorum! Hep bana kendi çocukluğumdan parçalar anımsatıyor ve içim huzur doluyor. Anksiyete dönemlerimde bana en iyi gelen şey. Spoiler! 3 kuzen 98 yaşındaki dedelerinin doğum gününde ‘telefon ellerinize yapışsın’ dileğinin gerçekleşmesi ile neye uğradıklarını şaşırırlar. Ama hakikat, dedelerinin özel gücünün olması değildir, çam sakızı ile yaptığı bir şakadır. Alzheimer olup kaybolduğunu zannettikleri dedeleri aslında düşündüklerinden kurnazdır. Berk de böylece telefonu bırakmaya kitaplık kurmaya heveslenir.
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,596 okunma
Puan vermedi·195 syf.·
2026 391. kitabı
Ba­zen bir sonrakine yol açmak için Eskisine yol vermek gerekir.Robert Seethaler 1937 yazının son günleri... Göl kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan on yedi yaşındaki Franz, annesinin isteğiyle “eski bir tanıdık” olan tütün mamulleri satıcısı Otto Trsnjek’in yanına, Viyana’ya gider. Böylece hem bir meslek edinecek hem de Viyana gibi bir yerde daha iyi bir gelecek kurabilecektir. Genç Franz bir yandan mesleğin inceliklerini öğrenirken bir yandan da dükkâna uğrayan ünlü tiryakilerle tanışır. Bu müşterilerden biri olan Profesör Sigmund Freud ile dostluk kuran Franz, Anezka adlı gizemli bir kıza âşık olduktan sonra profesörle görüşmeyi daha da sıklaştırır. Ancak o günlerde Viyana’ya gelen bir tek Franz değildir; gamalı haçlar, Führer posterleri, Gestapo da gelip yerleşmiştir Viyana’nın kalbine. Sersemletici bir aşkın pençesindeki Franz, içinde yaşadığı toplumun, siyasetin kısacası etrafındaki her şeyin dönüşümünü geç de olsa fark etmeye başladığında artık dönülmez bir yola girmiştir hayat. Tütüncü Çırağı Evet, insanın sorumlulukları var! Her şeyden önce kendi vicdanına karşı! S:98
Roman-Edebiyat
Tütüncü ÇırağıRobert Seethaler · Jaguar Kitap · 20211,707 okunma
Frenk Sokağında Sonbahar
9/10
·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:34
Kitap askeri doktor olan Ali İzzet’in, 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinden memleketi İzmir’e uzanan yolculuğu ile başlıyor. Dönemin çok kültürlü yapısını, yemek ve giyim tarzlarını, sınıf farkını, savaş dönemindeki insanların düşüncelerini ve farklı mezheplerin yaşam şekillerini güzelce yansıtan bir kitap. Frengi hastalığının ne kadar ve ne sebeple yaygın olduğunu; bu hastalığın toplumu nasıl etkilediği de arkasında yer alan hayat hikayeleriyle güzel bir şekilde anlatılmış. -Spoiler başlangıcı- Alizetttt, Stella konusunda hak sız sın. Onun sayesinde ortamlara girdin, lüks yerlere davet edilir oldun, zengin iş adamlarıyla görüştün. Stella’nın sağladığı imkanlar tatlı geldiği için onun değişen ruh halinin arkasına sığınarak işine geldiği gibi hareket ettin. Asla net olmadın. Bir ona, bir buna… Alizetttler ölmez; şekil değiştirirler. Stella’nın genç yaştaki başarıları, hevesi, cesareti ise harika. Ali İzzet’in de belirttiği gibi bazen fazla uçarı kaçarı oluyordu. Ancak hayatta vardır böyle insanlar. Asıl önemli nokta ise bunu benimsemeyen Ali İzzet’in sınır çizememesiydi. He bir de tıp aleminin bu kadar içinde olup da akraba evliliği yapmak; pes dedirtti… -Spoiler bitişi- Kitabın başında ismi geçen hasta bakıcı Safiye Hüseyin, yurtdışında aldığı eğitimlerle kendisine “hemşire” olarak hitap edilmesini istiyor. Sonraları fark ettim ki kitabın yazarı Suat Çağlayan, “İlk Türk Kadın Doktor Safiye Hüseyin” adlı kitabı da kaleme almış. Demek ki Safiye Hüseyin’in kendini geliştirerek edindiği başarılarla doktor da olmuş olmalı. Bu kitabı da sonrasında okuyabilirsiniz. Not: 98. sayfada “mesleksel olarak” şeklindeki yazım aslında “mesleki olarak” diye yazılmalıydı diye düşünüyorum. Keyifli okumalar 🩵
Frenk Sokağı'nda SonbaharSuat Çağlayan · Bilgi Yayınevi · 20259 okunma
Reklam
Reklam