Aristoteles’in (Metafizik, 982 a 15-20; 995 a 25-35) de işaret ettiği gibi felsefe, özde başlangıçta algılanan bir güçlükten (aporia), çatışan argümanlardan dolayı deneyimlenen bir sorundan doğup büyüyen bir merak duygusuyla başlamaktadır. İşte sürekli aydınlanmaya aralanan kapı, philo-aporia (sorun-sevgisi), philo-thauma (merak-sevgisi) olarak da nitelendirebileceğimiz felsefenin, çatışan tezlerin, soğukkanlılık ve büyük bir sabırla, akılsal, eleştirel çözümlenişinden geçmektedir. Bu süreç, doğası gereği eleştirel düşünen, sorgulayan, analiz eden, körü körüne inanmayan, olup bitene olduğu gibi itaat etmeyen, değişim ve dönüşümü talep eden ve sürekli aydınlanma peşinde ilerleyen, bilgisizliğinin farkında olan meraklı bireylerin yaşam bulmasını olanaklı kılmaktadır. Bu anlamda, bir kültürde felsefi düşünce kök saldığında, doğal bir biçimde o kültürde bilim, estetik, etik, siyaset, edebiyat vb. etkinlikler çok boyutlu bir perspektifle yaşam bulmakta ve ciddi diyalektik gelişmeler göstermektedir. İşte sırf bu yüzden, felsefe yapmak, insanları felsefe yapmaya teşvik etmek ve felsefe yapanları el üstünde tutmak gerekmektedir.
Felsefeci - HASAN AYDIN