Azra

Azra
@AA_nyb
28 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
4/10
·384 syf.··
2022 1. kitabı
Oktay Sinanoğlu’nun bu kitabı; ağırlıklı olarak Türkçe ve milli eğitim konusundaki görüşlerini ifade ettiği, farklı tarihlerde, çeşitli gazetelerde yayımlanmış söyleşi ve makalelerinin bir derlemesi. Kitapla ilgili en büyük problem de burada bence. Sinanoğlu’nun farklı zamanlarda, farklı yerlerde yazdığı ve söylediği aynı düşüncelere defalarca yer verilmiş kitapta. Bu bakımdan çok saçma bir derleme olmuş. Kitap 369 sayfa fakat bu gereksiz tekrarları çıkarsak 100 sayfa bile etmez. Bu yinelemelere ek olarak yazarın öyle berbat bir üslubu var ki okumayı iyice sıkıcı hâle getiriyor. Son derece slogancı, abartılı, maço, dayılanan ve de yer yer şoven bir üslup kullanılmış ki bu bana çok gülünç geldi. Fakat elbette Oktay Sinanoğlu’nun haklı olduğu konular var. Kendi kültürümüze, geleneklerimize dayanarak ulusal ve Türkçe bir bilim inşa etmemiz, ekol kurmamız, Türkçenin her alanda bir kültür dili olarak gelişmesi gerçekten önemli konular. Üstelik Oktay Sinanoğlu bunları sadece söylemekle yetinmemiş, YTÜ başta olmak üzere Türk üniversitelerindeki çalışmalarıyla bu konuda büyük çaba göstermiş. Oktay Sinanoğlu denince akla gelen en önemli meselelerden biri de yabancı dille eğitim tartışması. Bu kitabında da bu konudan altını çize çize bahsediyor. Yabancı dille eğitimin (yabancı dil eğitimiyle karıştırılmasın) sömürgelere mahsus olduğunu, ezberciliğe yol açtığını, böyle bir dil öğrenme metodunun bulunmadığını, bu şekilde ancak özenti, kendi kültürüne ve toplumuna yabancılaşmış bireyler yetiştirileceğini üstelik bu şekilde eğitimin Türkçenin yozlaşmasına neden olduğunu savunuyor. Sinanoğlu’nun söylediği bazı şeyler dikkate değer olsa da abartılı şoven üslubu onu ciddiye almamızı zorlaştırıyor. Daha ciddi ve bilimsel bir yazı kaleme almak varken niçin bu kadar yüzeysel, sıradan ve
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·271 syf.··
2021 6. kitabı
Oğuz Atay'ın "Korkuyu Beklerken" kitabındaki öyküleri ile ilgili olarak düzenlenen bir sempozyumda sunulan makaleler ile bu öyküler üzerine yazılmış, çeşitli dergilerde yayımlanmış ya da yayımlanmamış bazı makalelerin bir derlemesi "Korkuyu Beklerken Gelenler". Birkaç makaleyi sıradan bulmama karşın kitaptaki makalelerin çoğu Oğuz Atay’ın öykülerini çok farklı açılardan görmemi sağladı. Söz gelimi "Beyaz Mantolu Adam"da beden temsilini sorgulamak ya da "Tahta At" öyküsünü erkeklikler bağlamında incelemek bence orijinal fikirlerdi. Demem o ki ben kitabı okurken keyif aldım ve fikir açıcı buldum. Oğuz Atay’ın eserlerine ilgisi olanlara tavsiye ederim.
Oğuz Atay
"Korkuyu Beklerken" GelenlerKolektif · İletişim Yayıncılık · 201856 okunma
8/10
·116 syf.··
2021 5. kitabı
   Postmodernizm isimli bu kitap, farklı bakış açılarına sahip filozofların -modernist Habermas, postmodernist Lyotard ve Marksist Jameson'ın- mimariden edebiyata, resimden felsefeye ve de topluma ve siyasete dek uzanan postmodernizmi pek çok yönüyle irdeledikleri metinlerinin derlemesi. Kitapta bu üç filozofun birer metninin yanı sıra Necmi Zekâ'nın yazmış olduğu bir önsöz de bulunuyor. Bu kitabın postmodernizmin ne olduğunu öğrenmek isteyenlerden çok bu konuda temel düzeyde bilgisi olan ve tartışmacı, eleştirel incelemeler okumak isteyenler için uygun olduğunu düşünüyorum. Bir de sanat tarihi konusunda bir altyapınız yoksa, kavramların yabancılığının da etkisiyle, sizi zorlayabilecek bir kitap. Yani en azından beni zorladığını söyleyebilirim. Onun haricinde felsefi bir metin okumanın zorluğunu ve keyfini taşıyan bir kitap, çevirisi de fena değil, ilgilenenlere tavsiye ederim.    Kitapta Habermas'ın postmodern aşırılığı ve irrasyonalizmi eleştirdiği, postmodernizmin varacağı nihai sonucun muhafazakarlık olduğunu ifade ederek bu sebeple onu küçümsediği bir konuşmasının metni yer alıyor. Bu metinde Habermas; modernizmi tecrübe ettiğimiz kusurlarından -mesela totaliter karakterinden-  arındırarak yaşatmayı ve rasyonalizmi "iletişim ideolojisi" ile yeniden hayatımıza yerleştirmeyi savunuyor.    Lyotard'ın metni ise bir mektubundan alınmış ve Habermas'ın mevzubahis eleştirilerine cevap olarak yazılmış. Lyotard; postmodernizm savunusunu bilindik argümanları temelinde yürütüyor: Dil oyunları ve söylemler çokluğunu savunarak anlatı türleri arasındaki hiyerarşiyi ve bilimsel bilginin mutlak üstünlüğü biçimindeki modernist dogmayı eleştiriyor. Postmodern sanat eserinin beğeni konsensusunu reddeden, gösterilemezi (yüceyi) daha iyi hissettiren, sezdiren özelliklerini çeşitli
Felsefe-Düşünce
PostmodernizmFredric Jameson · Kıyı Yayınevi · 199459 okunma
8/10
·219 syf.··
2021 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 21:16
1839 Tanzimat Fermanı'ndan 2018 seçimlerine kadarki siyasi yaşamımızı ana hatlarıyla anlatan, pek detaylı olmayan, kısa, akıcı ve nitelikli bir eser. Türk siyasi tarihine giriş için bu kitabı ve Mehmet Ali Birand'ın Demirkırat, 12 Mart, 12 Eylül, Özallı Yıllar, 28 Şubat belgesellerini tavsiye ederim.
Siyaset
Tanzimattan Günümüze Türk Siyasal HayatıLevent Börklüoğlu · Dora yayinevi · 201921 okunma
7/10
·576 syf.··
2021 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2021 12:43
Vâlâ Nureddin'in "birinci el olarak edebiyat tarihine vesikalar bırakmak" amacıyla yazdığı, Nâzım Hikmet'le olan anılarını -onun kişiliğini ve şairlik yönünü de belirterek- anlattığı kitabı. Vâlâ Nureddin'in Nâzım Hikmet'in yakın arkadaşı olması ve kitapta tanık olduğu olayları anlatması eseri hem özgün hem daha güvenilir kılıyor. Alanında yetkin bir eser olduğunu düşünüyorum. Yani bu konuda araştırma yapmak isteyenlerin başvurabileceği fikir verici bir kitap. Yazar anılarını aşırı detaylı anlatmış ve Nâzım Hikmet'ten ayrı olan bazı yaşantılarından da uzun uzun bahsetmiş. Bunlar kitabı okurken yer yer sıkılmama neden oldu. Fakat yazarın keyifli üslubu bu sıkıcılığı tolere ediyor denebilir.
Bu Dünyadan Nazım GeçtiVala Nurettin · Kırmızı Kedi Yayınları · 2018277 okunma