Oktay Sinanoğlu’nun bu kitabı; ağırlıklı olarak Türkçe ve milli eğitim konusundaki görüşlerini ifade ettiği, farklı tarihlerde, çeşitli gazetelerde yayımlanmış söyleşi ve makalelerinin bir derlemesi. Kitapla ilgili en büyük problem de burada bence. Sinanoğlu’nun farklı zamanlarda, farklı yerlerde yazdığı ve söylediği aynı düşüncelere defalarca yer verilmiş kitapta. Bu bakımdan çok saçma bir derleme olmuş. Kitap 369 sayfa fakat bu gereksiz tekrarları çıkarsak 100 sayfa bile etmez. Bu yinelemelere ek olarak yazarın öyle berbat bir üslubu var ki okumayı iyice sıkıcı hâle getiriyor. Son derece slogancı, abartılı, maço, dayılanan ve de yer yer şoven bir üslup kullanılmış ki bu bana çok gülünç geldi.
Fakat elbette Oktay Sinanoğlu’nun haklı olduğu konular var. Kendi kültürümüze, geleneklerimize dayanarak ulusal ve Türkçe bir bilim inşa etmemiz, ekol kurmamız, Türkçenin her alanda bir kültür dili olarak gelişmesi gerçekten önemli konular. Üstelik Oktay Sinanoğlu bunları sadece söylemekle yetinmemiş, YTÜ başta olmak üzere Türk üniversitelerindeki çalışmalarıyla bu konuda büyük çaba göstermiş.
Oktay Sinanoğlu denince akla gelen en önemli meselelerden biri de yabancı dille eğitim tartışması. Bu kitabında da bu konudan altını çize çize bahsediyor. Yabancı dille eğitimin (yabancı dil eğitimiyle karıştırılmasın) sömürgelere mahsus olduğunu, ezberciliğe yol açtığını, böyle bir dil öğrenme metodunun bulunmadığını, bu şekilde ancak özenti, kendi kültürüne ve toplumuna yabancılaşmış bireyler yetiştirileceğini üstelik bu şekilde eğitimin Türkçenin yozlaşmasına neden olduğunu savunuyor. Sinanoğlu’nun söylediği bazı şeyler dikkate değer olsa da abartılı şoven üslubu onu ciddiye almamızı zorlaştırıyor. Daha ciddi ve bilimsel bir yazı kaleme almak varken niçin bu kadar yüzeysel, sıradan ve