Ali

Otoriter Modernleşme
Puan vermedi·274 syf.··
2022 9. kitabı
Her iki ülkede de Rus savaşları sonrası yaşanılan ciddi toprak ve otorite kayıpları, Avrupa’ya kıyasla her alanda yaşanılan geri kalmışlık ve gittikçe artan etnik gerilimler neticesinde Batılı tarzda bir modernizasyon kaçınılmaz hale gelmişti. Dönemin Paris kafelerini mesken tutan ve politik perspektifi dönemin otoriter düşünürleri ekseninde şekillenen genç subayları, ülkelerine dönerek reform hareketlerinin öncüleri oldular. Nitekim her iki ülkede de tüm modernizasyon çalışmaları başarısız oldu ve Birinci Dünya Savaşı sonrası parçalanarak yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Bütün bu etmenler, sorunları çözmeye muktedir, merkezi ve güçlü bir yönetim tesis edebilecek bir “Tek Adam” aramaktan başka çare bırakmamıştı. İşte Mustafa Kemal ve Rıza Şah’ın otoriteryen yönetimleri meşruiyetlerini bu toplumsal tezahürden almaktaydılar. Bu bağlam etrafında, ulus-devlet inşası süreci ve modernizasyon çalışmaları kitapta son derece iyi anlatılmış. Mustafa Kemal ve Rıza Şah’ın yalın bir kıyaslaması olmasının da ötesinde, her iki ülkenin toplumsal dinamikleri ve entelijansiyası da kapsamlı şekilde yorumlanarak okuyucuya derinlemesine bir karşılaştırma yapma imkanı sunulmuş. Dönemsel tarih ve siyaset okumaları yapmayı sevenler için iyi bir tercih olacaktır. Keyifli okumalar.
Tarih
Türkiye ve İran Otoriter ModernleşmeErik Jan Zürcher · İstanbul Bilgi Üniversitesi · 20127 okunma
Reklam
Rıza Şah ve Mustafa Kemal
“1920’li yılların başlarında her iki adam da benzer devlet inşası görevleriyle karşı karşıyaydılar ve benimsedikleri yöntemler yüzeysel bir benzerlik taşıyordu. Öte yandan Mustafa Kemal faaliyetleri için meşruiyet aramak ve bunları hukuki ilkelere dayandırmak konusunda her zaman dikkatli olmuştu. Ordunun siyasal hayata müdahalesini ortadan kaldırmış ve Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşının karışıklıklarından uzak durmasını sağlayacak ve birgün iktidarı bırakabilecek, devamlılığı olan bir parti yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurmuştu. Kriz anlarında İslam’ı kullanmak acizliğinden sakınmış ve Kemalizmin altı okuyla faaliyetlerine teorik bir tutarlılık vermeye çalışmıştı. Dahası kişisel olarak yozlaşmış değildi. Rıza Han’ın tesis ettiği patrimonyal monarşi bu olumlu özelliklerin hiçbirini taşımıyordu…”
Sayfa 118 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
İncelemem
19. yüzyılın sonlarında Ortadoğulu entelektüeller: birkaçı istisna olmak üzere; eklektik olmaktan çok sistematiktiler ve birçok Avrupalı düşünürden (Comte, Spencer, Darwin, Büchner, Renan, Durkheim vd.) parçalar devşirmiş olsalar da onlar için ‘kitle psikolojisinin babası’ Gustave Le Bon diğerlerinin arasında en çok öne çıkan isimdi. Hem Action Française’in kurucularına hem de Benito Mussolini’ye ilham kaynağı olmuş Le Bon sadece Fransa’da değil, Balkanlar ve Ortadoğu’da da genç subaylar arasında son derece popülerdi. Le Bon’un yazdıklarında Ortadoğulu entelektüelleri etkileyen unsur onun halka hitap eden pozitivizmi ve bilimciliğinin yanı sıra otoriter eğilimleriydi. Kalabalıklara ve kitlelere duyulan derin güvensizlik Osmanlı ve İran reformcularının düşünüşünün bir parçası haline gelmişti…
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Tarih

Ali

, bir kitap okudu
Puan vermedi·274 syf.··
2022 9. kitabı

Ali

, bir kitap okudu
Puan vermedi·407 syf.··
23 günde okudu
·
2022 8. kitabı
Şevket Süreyya Aydemir
8.5/10 · 5,1bin okunma