Ali

“Kendine dünya kurmaya niyet edenlerin, kendini gerçekleştirmeye gayret edenlerin, kendini inşa edenlerin eğitim hayatı bitmez.”
Sayfa 237 - Kronik
Edebiyat
Reklam
“Bu yıkılış, artık, sadece bir devletin mağlubiyeti değildi. Mesnetsiz bir hayalin sona erişiydi. Bir ruhun, bir zihniyetin tamamen çöküşüydü. Bir masal, bir imparatorluk masalı sona eriyordu. Meğer bizim saltanat zannettiğimiz şey, sadece bir gaflet uykusuymuş. Bir devlet ve bir zihniyet olarak imparatorluk, daha Cihan Harbi’nden önce ve Balkan yenilgisiyle zaten sona ermiş oluyordu…”
Sayfa 43 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Edebiyat
“Bir adam vardı. Suyu arıyordu…”
Puan vermedi·407 syf.··
2022 8. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 18:27
Osmanlı’dan, Kafkas Cephesine, ardından Azerbaycan ve Moskova’ya ve en nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar uzanan hayat hikayesi boyunca Aydemir; savaşlar, acılar ve yoksulluklar içerisinde bir imparatorluğun ve halkın yaşadığı siyasal ve sosyal dönüşümleri derinlemesine tahlil etme fırsatı bulmuştur. Ülkesi gibi kendisinin de “Suyu Arayış” hikayesini anlattığı bu eser, tek başına bir biyografi olmanın da ötesinde; milletin içinden geçtiği ateş çemberini, dönemin toplum dinamiklerini ve siyasi iklimini anlamak hususunda son derece faydalı olacaktır. Okuyucuya: Mahalle Mektebi’nde Osmanlıcılığı, Askeri Rüştiye’de Turancılığı ve KUTV’da Sosyalizmi deneyimleme fırsatı sunan Aydemir, erken dönem Cumhuriyet aydınları içerisinde en idealist ve donanımlı olanlarından biridir. Yine belirtmek gerekir ki, “Tek Adam” adlı eseri de Gazi Paşa hakkında günümüze kadar yazılmış en kaliteli eserdir. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Otoriter Modernleşme
Puan vermedi·274 syf.··
2022 9. kitabı
Her iki ülkede de Rus savaşları sonrası yaşanılan ciddi toprak ve otorite kayıpları, Avrupa’ya kıyasla her alanda yaşanılan geri kalmışlık ve gittikçe artan etnik gerilimler neticesinde Batılı tarzda bir modernizasyon kaçınılmaz hale gelmişti. Dönemin Paris kafelerini mesken tutan ve politik perspektifi dönemin otoriter düşünürleri ekseninde şekillenen genç subayları, ülkelerine dönerek reform hareketlerinin öncüleri oldular. Nitekim her iki ülkede de tüm modernizasyon çalışmaları başarısız oldu ve Birinci Dünya Savaşı sonrası parçalanarak yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Bütün bu etmenler, sorunları çözmeye muktedir, merkezi ve güçlü bir yönetim tesis edebilecek bir “Tek Adam” aramaktan başka çare bırakmamıştı. İşte Mustafa Kemal ve Rıza Şah’ın otoriteryen yönetimleri meşruiyetlerini bu toplumsal tezahürden almaktaydılar. Bu bağlam etrafında, ulus-devlet inşası süreci ve modernizasyon çalışmaları kitapta son derece iyi anlatılmış. Mustafa Kemal ve Rıza Şah’ın yalın bir kıyaslaması olmasının da ötesinde, her iki ülkenin toplumsal dinamikleri ve entelijansiyası da kapsamlı şekilde yorumlanarak okuyucuya derinlemesine bir karşılaştırma yapma imkanı sunulmuş. Dönemsel tarih ve siyaset okumaları yapmayı sevenler için iyi bir tercih olacaktır. Keyifli okumalar.
Tarih
Türkiye ve İran Otoriter ModernleşmeErik Jan Zürcher · İstanbul Bilgi Üniversitesi · 20127 okunma
Rıza Şah ve Mustafa Kemal
“1920’li yılların başlarında her iki adam da benzer devlet inşası görevleriyle karşı karşıyaydılar ve benimsedikleri yöntemler yüzeysel bir benzerlik taşıyordu. Öte yandan Mustafa Kemal faaliyetleri için meşruiyet aramak ve bunları hukuki ilkelere dayandırmak konusunda her zaman dikkatli olmuştu. Ordunun siyasal hayata müdahalesini ortadan kaldırmış ve Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşının karışıklıklarından uzak durmasını sağlayacak ve birgün iktidarı bırakabilecek, devamlılığı olan bir parti yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurmuştu. Kriz anlarında İslam’ı kullanmak acizliğinden sakınmış ve Kemalizmin altı okuyla faaliyetlerine teorik bir tutarlılık vermeye çalışmıştı. Dahası kişisel olarak yozlaşmış değildi. Rıza Han’ın tesis ettiği patrimonyal monarşi bu olumlu özelliklerin hiçbirini taşımıyordu…”
Sayfa 118 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam