“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek hiçbir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
Özellikle çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak anlamında ilk okutulması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Benim de çocukluk yıllarımda ilk okuduğum kitaplardan biridir. Hatta Steinbeck’in “İnci” adlı kitabıyla birlikte arka arkaya okutulması daha da iyi olacaktır. Gayet sade ve anlaşılır bir dili vardır.
ABD’nin, Sovyetler’i çevreleme planı gereği başlattığı “Yeşil Kuşak” projeleri kapsamından Türkiye’de nasibini alanlar arasında oldu. 1970’lerden itibaren, Komünizm’in karşısında bloklaştırılmak istenen İslamcılık gereği pek çok sahte Tarikat-Dernek-Vakıf oluşturuldu. Süregelen yıllar içerisinde bu sözde Tarikat ve Cemaatler şirketleşerek kendi ekonomik tahakkümlerini de oluşturmayı başardılar. Bu ekonomik ve sosyal gücün önlenemez yükselişi, sağ iktidarlar üzerinde birer baskı grubu haline gelmelerini de sağladı. “Merdiven altı tarikat ve cemaatler, geleneksel tarikatların yöntem ve söylemlerini taklit ederken, bilgi kaynağı olarak ilham ve rüyaya, kanıt olarak hurafe, rivayet, keramet ve hikâyelere başvuruyorlar. Müritler, çeşitli yöntemlerle ikna edilerek, ağırlıklı olarak ekonomik ve cinsel istismara maruz kalıyorlar.” Kitap, bu ve buna benzer tüm karanlık ilişkilere ışık tutmak anlamında başarılı olmuş. Yakın dönem Türkiye siyasetine meraklı olanların bir oturuşta bitireceğine inanıyorum.
Keyifli okumalar...