Bir sarmaşık diyordu aşk için. Aşk sözcüğü zaten sarmaşık demekmiş. Bir sarmaşık çınarları,servileri nasıl sarıp sarmalarsa, aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda.
Sevmek öğrenmekle başlar. İnsan bilmediği şeye karşı önce tedirginlik ve antipati duyguları ile yaklaşır. Eğitim ve öğretim, hayatın hangi sahasında olursa olsun zaman içerisinde sevmeyi beraberinde getirir. Bugün divan edebiyatının laikıyla bilinmeyişi ona düşman kazandırmakta ve bir kenara itilmesine sebep olmaktadır...
İnsan çile çekerken birdenbire yaşlanıyor, değişiveriyordu. Ruhların haritası yüzlerden okunmaya başladığında da binlerce tecrübe ve müsamahayla her şeyi oluruna bırakmayı ögreniyordu.
...herkes, farkında olsunlar yahut olmasınlar, bir biçimde altının kölesi olarak yaşardı. Bu sarı parıltıda öyle bir güç vardı ki, tüketenleri düşünceleriyle, üretenleri de bedenleriyle köleleştiriyordu..