Aslı Filizci

Aslı Filizci

, bir kitap okudu
4/10
·440 syf.·
17 saatte okudu
·
2020 118. kitabı
Lynne Matson
7.7/10 · 3.389 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·824 syf.··
2020 115. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2020 23:53
Herkese merhaba. Ben şimdi bu güzelliği sizlere nasıl yorumlayabilirim ki? Yıl 1941, yer Leningrad. Bir sabah radyoda Rusya savaşa katıldığını haber veriyor. Metanova ailesi hemen alarma geçiyor, evin tek erkek çocuğu olan ve aynı zamanda Tatyana’nın ikizi olan Paşa’yı şehirden uzaklaştırıyorlar. Yiyecek stoklamaya karar veriyorlar ve Tatyana’ya bir miktar para verip gidip yiyecek almasını söylüyorlar. Ama Tatyana olayı hiç ciddiye almıyor, evde oyalanıp çıktıktan sonra bir bakıyor ki; hiçbir yerde yiyecek kalmamış, dükkanlar kepenk indirmiş. Şaşkınlık içerisinde dolanırken ve ne yapacağına karar vermeye çalışırken, dondurmacı görüyor ve dayanamayıp hemen alıyor. Otobüs durağında hayattan haberi olmayarak dondurmasını yerken bir çift göz ile karşılaşıyor ve dünya o noktada duruyor. Ve Üsteğmen Alexander ile tanışmalarından sonra, genç adam Tatyana’ya yiyecek alması ve eve kadar taşıması için yardım ediyor. Fakat eve girdiklerinde Tatyana’nın ilk görüşte aşık olduğu adamın ablası Daşa’nın daha dün akşam hayatımın aşkı ile tanıştım dediği kişi olduğunu öğreniyor. Rusya’nın savaşa girdiği gün; aynı zamanda Tatyana’nın dünyasının yerle bir olduğu gün oluyor. Artık her şey daha zor şekilde ilerliyor; aralarındaki elektriğin had safhada olduğu ve her gördüğünde içinde depremler yaratan bu adamdan uzak durmak zorunda, ikizinden haber alamadıkları için evde güçlü durmak zorunda, evdeki herkes bir anda kendini en beceriksiz dedikleri Tatyana’nın üzerine yıktığı için onlara bakmak zorunda. Leningrad Kuşatmasındaki yaşam mücadelesini, güzel kalbinden dolayı her zaman verici olmasını ve vicdanı ile kalbi arasında kalan bu genç kızın sayfa sayfa olgunlaşmasını ve güçlü bir kadın olmasını okudum. Ve öyle bir yerde bitti ki; ah kalbim!
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,560 okunma
4/10
·464 syf.··
2020 106. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2020 18:09
Herkese merhabalar. Bugün sizlere Patrick Ness’in ismi Kaos Yürüyüşü olan 3 kitaplık bir serinin ilk kitabını yorumlayacağım. Dünyanın sonu gelmiş. Kadınlar sözde bir virüs nedeniyle ölmüş, yaşayanlara da ölecek gözüyle bakılıyor, hayvanlar konuşabiliyor ve bütün erkeklerin aklından geçen her düşüncenin duyulabildiği bir dünyada geçiyor. Kitap Todd isimli ana karakterin ağzından yazılmış. Prentiss isimli sadece erkekler tarafından yönetilen bir kasabada yaşıyor, 13 yaşında erkekliğe adım atacak o zamana kadar kasabada kimse onunla konuşmuyor ve o da gün sayıyor. Bir gün bataklıkta görmemesi gereken bir şey görüyor. Düşüncelerini bastırmaya çalışsa da başarılı olamıyor ve eve gidene kadar birkaç kişiye açık veriyor. Eve geldiğinde koruyucu ailesine durumu söylediğinde bir anda olaylar kopuyor. Todd’un eline bir günlük ve harita vererek kasabadan kaçmasını söylüyorlar. Bin bir zorlukla ikna edilen Todd kaçmaya başladığında başka bir gezegenden gelen bir genç kız ile karşılaşıyor ve olaylar birlikte kaçmalarına neden olacak şekilde gelişiyor. Arkalarında tüm Prentiss erkekleri ve onlar güvenlik bir yer arayışında kovalamaca başlıyor.   Kendime soruyorum; tam benlik bir kitapken ben bu kitabı neden sevemedim? Yazarın daha önce Biz, Ölümlüler ile Son ve Ötesi kitaplarını okumuştum. Çok beğenmiş, kurgularına hayran kalmıştım. Ama bu kitapta bir şeyler eksikti, tam aradığım tadı ve heyecanı alamadım. O yüzden de seriye devam etmeden burada yollarımızı ayırıyoruz.  
Umut BıçağıPatrick Ness · Yabancı Yayınları · 2018591 okunma
6/10
·432 syf.··
2020 114. kitabı
Herkese merhaba. Bugün sizlere aslında konusu çok orijinal olan ama yazım stili ve sıfır gizemden dolayı konuyu katleden bir seri yorumlayacağım. Incarceron ve Sapphique. Incarceron bir hapishane. Ama bildiğimiz hapishanelerden değil; kimse yerini bilmiyor, kimse girip çıkamıyor (mi acaba?) ve konuşuyor. Evet, evet doğru okudunuz; konuşuyor. Sen havaya konuşuyorsun; hop havadan cevap geliyor. Ayrıca sınırları yok; şehir boyu devam ediyor, denizlerde de devam ediyor; yani bildiğiniz her her heeer yer hapishane aslında. Buradaki olaylar, Finn isminde bir gün aniden hapishanede uyanan ve hafıza kaybı yaşayan bir gencin kendini bulma savaşını konu ediniyor. Bu hapishane dışında bir de Dışarısı var; kraliyet tarafından yönetiliyor. Kraliçe ve hapishane müdürünün araları çok sıkı ve yaptıkları anlaşma sonucu prens ile müdürün kızı evlenmesi planlanıyor. Aslında Claudia yıllar önce ölen esas veliaht prens ile evlenecekmiş ve işte şartlar… Bu kadar yorumdan bence sizler de kimin kim olduğunu anlamışsınızdır.  Kitabın en başında durumu çözmek biraz hevesimi kırsa da; yalan yok Incarceron’un yeri beni bile şaşırttı. Ayrıca yazım stiline de dair bir eleştirim olacak. Olaylar başta hapishane, dışarısı şeklinde düzgün şekilde ilerlese de sonradan ortam karman çorman oldu. Hop içerdesin, hop dışardasın, hop bir daha içeridesin, hop daha da dışardasın derken ben kitabın dışında kaldım.  O yüzden isterseniz ben size özetleyim kitabı; sizler kendinizi yormayın.
Sapphique - Incarceron 2Catherine Fisher · Pegasus Yayınları · 2012260 okunma