Herkese merhaba.
Ben şimdi bu güzelliği sizlere nasıl yorumlayabilirim ki?
Yıl 1941, yer Leningrad.
Bir sabah radyoda Rusya savaşa katıldığını haber veriyor. Metanova ailesi hemen alarma geçiyor, evin tek erkek çocuğu olan ve aynı zamanda Tatyana’nın ikizi olan Paşa’yı şehirden uzaklaştırıyorlar. Yiyecek stoklamaya karar veriyorlar ve Tatyana’ya bir miktar para verip gidip yiyecek almasını söylüyorlar. Ama Tatyana olayı hiç ciddiye almıyor, evde oyalanıp çıktıktan sonra bir bakıyor ki; hiçbir yerde yiyecek kalmamış, dükkanlar kepenk indirmiş. Şaşkınlık içerisinde dolanırken ve ne yapacağına karar vermeye çalışırken, dondurmacı görüyor ve dayanamayıp hemen alıyor. Otobüs durağında hayattan haberi olmayarak dondurmasını yerken bir çift göz ile karşılaşıyor ve dünya o noktada duruyor.
Ve Üsteğmen Alexander ile tanışmalarından sonra, genç adam Tatyana’ya yiyecek alması ve eve kadar taşıması için yardım ediyor.
Fakat eve girdiklerinde Tatyana’nın ilk görüşte aşık olduğu adamın ablası Daşa’nın daha dün akşam hayatımın aşkı ile tanıştım dediği kişi olduğunu öğreniyor.
Rusya’nın savaşa girdiği gün; aynı zamanda Tatyana’nın dünyasının yerle bir olduğu gün oluyor.
Artık her şey daha zor şekilde ilerliyor; aralarındaki elektriğin had safhada olduğu ve her gördüğünde içinde depremler yaratan bu adamdan uzak durmak zorunda, ikizinden haber alamadıkları için evde güçlü durmak zorunda, evdeki herkes bir anda kendini en beceriksiz dedikleri Tatyana’nın üzerine yıktığı için onlara bakmak zorunda.
Leningrad Kuşatmasındaki yaşam mücadelesini, güzel kalbinden dolayı her zaman verici olmasını ve vicdanı ile kalbi arasında kalan bu genç kızın sayfa sayfa olgunlaşmasını ve güçlü bir kadın olmasını okudum. Ve öyle bir yerde bitti ki; ah kalbim!