Herkese merhaba.
Sonunda Kral Kaybederse kitabının yorumu ile karşınızdayım. Hazır mıyız?
Öncelikle bu yazarın okuduğum 4. Ve tahminimce son kitabı oldu.
Kitap konusunda türlü düşüncelerim var. Ama önce konuya kısaca değinmek isterim;
Ana karakterimiz Kenan isimli görenin tekrar baktığı bir karizmaya sahip çapkının önde gideni evli bir adam. El üstünde tutulmaya alışmış ve gerçekten tam bir kral. (Ama kral görünümlü soytarı.)
Bu hikayede doktor ile tanışan ilk Fatoş oluyor, kendisi Kenan’ın evlenme vaadine inanmış 10 yıllık metresi. Ve bir gün Kenan ve sözde ayrıldığı karısını süslenmiş püslenmiş bir düğüne giderken görünce gözü dönüyor, adamı evire çevire bir güzel dövüp terk ediyor. Sonra yaşadığı bunalımdan dolayı yolu doktorun ofisine düşüyor ve yavaş yavaş kendini toplamaya başlıyor.
Diğer yanda da bir güzel dayak yiyen Kenan efendi; ilk defa bir kadın tarafından reddedildiği için varoluşsal bir bunalıma giriyor. Koskoca kral nasıl terkedilir? Yaşadığı panik ataklardan dolayı devamlı acillerde ve hastanelerde. Ve onun da yolu Gülseren hanımın ofisine düşüyor.
Böylece de hikaye başlıyor. Aslında hikaye bir çok ders çıkartılmaya müsait ve etkileyici.
Ama şimdi kitap hakkında bir kaç eleştirim var,
1. Sayfa 227 de şöyle bir cümle var; ‘Sadece bugün dinlediğim hikayeler koca bir kitap olur.’ Bu cümleden sonra kişinin doktor ile yazar kişiliğinin karıştığına inanmaya başladım. İlla ki hastaları dinlerken; tedaviyi düşünmesinin yanında kitap olur mu diye de düşünüyor gibi bir izlenim bıraktı.
2. Kenan efendinin hikayesini yazmaya başladığında izinsiz başlamış ve kitabı bitirmeye yakın kendisine gelen mektupta ‘keşke benim de hikayemi yazsaydınız’ denilmesi üzerine olayı resmiliğe dökmüş. Eğer gerçek ise; o zaman nerede doktor – hasta mahremiyeti?
3. Bundan önce