Tevazunun mübalağası bir çeşit kibirlenmektir.
Daima büyüklüğünü düşünen adam, kibirli görünmemek için riyakâr tevazulara mecbur olur. Asıl tevazu, kayıtsızlıktır.
Akıl hastalıklarının tedavi edildiği yere eskiden "bimarhane" denilirdi, șimdi ise "tımarhane" denir oldu.
Fıkra bu ya; bir seyyah, Sultan İkinci Bayezid Han tarafından kurulan Edirne Bimarhanesi'ni ziyaret eder. Burada görev yapan Aşçı Yahya Efendi'ye sorar:
"Buraya getirilen bir hastanın aklından zoru olduğunu nasıl anlıyorsunuz?."
"Girişteki havuzun yanına götürüyoruz. Sonra eline bir kaşık, bir fincan ve bir kova veriyoruz. Sonra kişiye havuzu nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz." Seyyah gayet emin bir şekilde lafa girer:
"Anladım, normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan daha büyük!." Yahya Efendi, seyyahın sözünü keser:
"Hayır!.. Normal bir insan, havuzun tıpasını çeker."
Aslında dünya, açık bir bimarhanedir. Delisi de boldur, velisi de... İkisini ayırt etmek için Aşçı Yahya Efendi gibi çok dikkatli bakmak gerekir...