'Ama karaciğerin rejenerasyon/yenilenme gibi
çok özel bir yeteneği vardır. Kendini yeniler, yeni hücreler üretir. Bu yüzden yağlanma sürecinde karaciğer büyür. Ama yük bitmediği için bu sefer başka yollar devreye girer. Toksinleri dışarı atmanın yeni kapıları açılır; cilt, saç, tırnak...
Akne, egzama, sedef, vitiligo, saç dökülmeleri gibi birçok problem, karaciğerin vücuttan uzaklaştırmaya çalıştığı maddelerin dışa vurmuş izleridir. Hazreti Allah öyle bir sistem kurmuş ki en hızlı yenilenen dokular, bu yükü sırtlanır. Saç uzar, kesilir; tırnak uzar, atılır. Karaciğer,
"nasıl olsa
gidecek" diyerek yükü oraya yönlendirir.//
Karaciğer, yüz binlerce kimyasal reaksiyonu aynı anda yürüten muazzam bir organdır.
Oruçla birlikte bu yük azalır. Gıda gelmediğinde karaciğer bir an durur, nefes alır. Dünyada bugün "aralıklı açlık" diye konuşulan şeyin özü de budur. En az on altı saatlik açlıklarla karaciğere alan açmak...
Daha uzun açlıklarda bu etki daha da belirginleşir.
Yirmi dört-otuz altı saatlik açlıklarda karaciğer, ciddi biçimde rahatlar. Bu durum, testlerle de desteklenmektedir.