İnsanlara çocuk gibi davran; çünkü bir çocuğa nasıl yaklaşıyorsak, en saf hâlimizle, en incelikli yanımızla yaklaşırız. Çocuğun gönlünü kırmamaya çalışır, sesimizin tonunu bile ona göre ayarlarız. Bir tebessümün, bir dokunuşun, bir iyi niyetin onda dünyalar kadar karşılık bulacağını biliriz. Korur, kollar, gözetir; onun güvenle büyümesi için içimizdeki en sahici merhameti ortaya koyarız.
Aynı özeni, aynı yumuşaklığı, aynı içtenliği yetişkinlere de gösterdiğimizde, aslında onların içindeki yaralı çocuğa seslenmiş oluruz. Çünkü her insan, yaşının ardında sakladığı o kırılgan tarafı taşır; incinen, anlaşılmayı bekleyen, saf bir şefkate ihtiyaç duyan yanını…
İşte o an, ilişkiler dönüşür; sözler yumuşar, niyetler berraklaşır, kalpler birbirine daha kolay temas eder. Sen insanlara çocuk gibi hassasiyetle yaklaştıkça, hayat da sana aynı nezaketle karşılık vermeye başlar. Ve bir bakmışsın, küçük bir tutum değişikliğinin, içinde ne kadar büyük bir değişim başlattığını fark etmişsin.