Dedesinin döneminde yaşanan acı hadiselerin yakın şahidi olmasının kazandırdığı tecrübeyle, devletin yıkıma uğramasının veya istikrar içinde zirvelere tırmanmasının baştaki idareciyle çok yakından alakalı olduğunu biliyordu. Bu nedenle olayların gerisinde değil önünde olmanın, bir başka ifadeyle hadiselerin peşinden sürüklenme yerine onları kendi çizdiği strateji istikametinde yönlendirmenin gereğine inanıyordu.