Belki de tüm zamanların en büyük İstanbul şiirine kayıtsız kalmayın! Şiir, tarih ve mitolojiyi bir arada bulacağınız benzersiz bir eser
2024 Ben Bugün İstanbul Oldum(ISBN : 9786256285170)
2014 Eminönü Vapuru(ISBN : 9786058518100)
80'lerde TRT ekranlarında yayınlanan ve Pati Ayıları şeklinde Türkçe'ye çevirilen bir çizgi film vardı. Hanna-Barbera Productions adlı Amerikan firmasının bir yıl süren bu çalışması Kızılderili kültüründen güzel kesitler sunmaktadır.
Kızılderili küçük ayıcıkları kötü ruhlardan koruyan bir tahta anıt vardı. En altta kadim bir kaplumbağa, orta sırada güçlü bir ayı ve en üstte keskin bakışlı bir kartal bulunuyordu.
Tehlike anında bu üç hayvan dirilip ahalinin yardımına koşardı. O yıllarda fark edememiş olsak da Amerika yerlilerinde gerçekten Totem denilen hayvanlar kutsal sayılıyordu. Onların eti asla yenmez ve onlara saygı gösterilirdi. Çift taraflı bu saygı ortamında totem hayvanlar da halkı korurdu. Bu totem kavramı kültür boyutunu aşıp dini bir kavrama dönüşmüştür.
Günümüzde çizgi filmdekine benzer anıtlar gerçekten de mevcut.
Kaplumbağaya gelecek olursak Orta Asya Türk kültürü ile çok güzel bir örtüşme söz konusu. Orhun Abileri ve diğer nice Türk anıtı bir kaplumbağanın sırtında yükselir. Kaplumbağa uzun bir ömre sahip olduğu için devletin ve dolayısıyla anıtların da uzun ömürlü olması amaçlanır. Yani çizgi filmdeki kapulumbağanın en altta olması tesadüf değildir.
Kaplumbağa yer altını da temsil ederken, ikinci sıradaki ayı güç ve kuvvetiyle yeryüzünü temsil etmektedir. Ve tahmin etmesi oldukça kolay olan kartal ise gökyüzünün hakimidir. Orta Asya Türk devletlerşnde de ayı heykelleri görmek mümkün. Kartal ve şahin gibi yırtıcı kuşlar da av ve istihbarat için kullanılmıştır.
Kahvesini içen yazar Pierre Loti Aziyade’sini düşünür
Tepeden Haliç’i seyretmek kâğıda satırlar döktürür
Cihan pehlivanımız Kara Ahmet hareketsiz yatıyor
Duran kalbi mezarda atsa da ilk kez sırtı yere geliyor
Pierre Loti sırtlarında Necip Fazıl’ın çilesini çektim
Büyülenmiş meczup gibi dizelerin peşinden gittim
Harbiye Nazırı, Genel Kurmay Başkanı kabirde uyur
Hoca Paşamızın huzuruna çıkmak ne büyük gurur
Büyük vatan evladına ne kadar dualar etsem az gelir
Yalnız nasırlı ellerini değil ayaklarını öpsem yeridir
Mareşal Fevzi Çakmak’a asker gibi selam çaktım
Ahmet Haşim’in hüzünlü merdivenlerinden çıktım
Yeni Cami’nin Hünkâr Mahfili'nden Hünkâr Kasrı’na girdim
Turhan Sultan’dan sorumsuz oğluna ibretlik nasihatler
Kasır çıkışında yokuş aşağı rampadan at sırtında geçtim
Hünkâr Kasrı ve Vasilius Burcu sanki omuz omuza verdiler
Selatin camilerde padişahın güvenlik sebebi ile camiye giriş yapıp namaz kıldığı korunaklı bir bölüm olur. Bu bölüme Hünkar Mahfili denir. Bazı camilerde Hünkar Mahfili padişahın oturup, biraz dinlenebileceği kadar büyük olabilir. Yeni Camii'nin hünkar mahfili öylesine büyüktür ki bir kasır halini almıştır. Kasır padişahın atı ile giriş yaptığı büyük bir salon, çini kaplı odalar ve hamamdan oluşan küçük bir saraya benzer.
Deniz tarafından Hünkar Kasrı'na baktığımızda Hünkar Kasrı ve caminin Marmara Surlarının olduğu yerde inşa edildiğini fark ederiz. İmparator Vasilius ile anılan Vasilius Burcu ile Hünkar Kasrı omuz omuza verip bu ilginç manzarayı oluşturur.
Doğu Roma ve Osmanlı kültür mirasını bir arada görmek tarifsiz bir keyiftir.