Geçmiş durduğu karanlıktan çıkar, ölüler onun önünde yaşamak için kalkarlardı; ve geçmiş ve ölüler yaşayanların arasında şimdiki zamana akınca, içine sıkıştığı ve kaça m adığı ve kaçma ya dair hiçbir isteğinin olmadığı yoğunluğun anlık çarpıcı bir görüntüsüne sahip olurdu.
Taparcasına bir dostluğun öyküsüdür bu...Ciddi derecede duygusallık icerir.
Bazen boğazının tam ortasına bir şey toplanır.Ne aşağıya iner ne yukarıya çıkar.Neredeyse soluk bile alamazsın, gözündeki yaşlar bırak da gideyim der durur da sen inadına onu yedi kapı ardına gizlemeye çalışırsın ya işte öyle bir durumdayım şu anda.
Kitap başlar başlamaz sizi içine çekiyor ve bambaşka bir dünyanın kapılarını ardına kadar açıyor.O dünyada Afganistan ve Kabil var.İc savaş ve monarşik düzen gözüme gözüme batıyor.Bizlerin bir roman olarak okuduklarını yaşayan insanların olduğu aklıma geliyor.Merak uyandıran ve yer yer flasbacklerle yazar sizi sürekli duygulandiriyor ve kitaptan kopamiyorsunuz.Kahramanlar içinize işliyor.
Kitabın içine girip Hasan'a Sahraba sıkı sıkı sarilasiniz,Assef'in ağzını yüzünü kirasiniz,Talibani kurşuna dizesiniz,yeter lan bu düzene diyesiniz geliyor.Sabrab sanki sizin cocugunuzmus gibi hissediyor onun acısıyla dertleniyorsunuz.Kitap size dostluğun,sadakatin,gönül borcunun ne demek olduğunu alnınıza vura vura gösteriyor.Yine gerçekte muhteşem bir eseri okumanın mutluluğunu yaşıyorum.
O sabah, gündoğumuna yakın, sağı solu kolaçan edip kimsenin bakmadığına emin olunca, yirmi altı yıl önce yaptığım bir şeyi yinelemiştim: Bir şiltenin altına, bir deste buruşuk banknot sokmuştum.