Üzerine rengârenk yamalı ve topuklarına kadar uzanan bir etek geçirmiş, sırtındaki bol ve eski erkek ceketinin uzun gelen kol uçlarını tersine kıvırmıştı. Çünkü kendisinin büyüyeceğini düşünerek onları kesip kısaltmamıştı. Hem canım, bir daha böyle bir sürü cebi olan kullanışlı bir ceket bulabilecek miydi bakalım?
İnsanlar hayatları boyunca bir şeyleri bekler:
Kimisi otobüsü,
Kimisi okulu bitirmeyi,
Kimisi dersin bitmesini,
Kimisi tatilin gelmesini,
Bazıları da ÖLÜMÜ...
Paulo COELHO' nun okuduğum ikinci kitabı oldu.ilk kitap ile bu kitap arasında büyük bir dil ve benzerliği anlatım var.Kitabi okurken olaylar kafanızda gayet net bir şekilde ortaya çıkıyor ve kitabı anlamak çok basitlesiyor.
İnsanlar bazen hayatın tek duzeliginden,olağan akışından,her günün birbirinin tekrarını olduğundan şikayetçi olurlar.Fizyolojik, sosyolojik, psikolojik anlamda bir sorunlari olmasa dahi sürekli bir şeylerin eksikliğini duyar ve hayatı sorgularlar.Bazen bu sorgulama hayatın gereksizligine dahi yol açabilir.
Kendisi de akıl hastanesinde bulunmuş olan yazarımız Veronika adlı genç,güzel,hayatında eksik bir şey olmayan kızın gözünden anlatmış eserini ve kendisine de yer vermiş kitabın başında.
Veronika hayatında kocaman bir boşluk olduğunu hisseder ve hap atarak intihar eder ve başaramaz.Akıl Hastanesinde gözünü açar ve hastanenin başhekimi diyebileceğimiz doktor tarafından bir haftalik ömrü kaldığı-ki aslında böyle bir şey soz konusu değil sadece Veronika doktorumuzun denegi olduğu için öyle söylüyor- söylenir.O saatten sonra kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını düşünen ve arkadaşları Mari,Zedka ve Eduard sayesinde hayata bakisi değişen Veronika;Eduard ile hastaneden kaçar...